• DERGİ
  • KAMPÜS
  • PROFİLİM
  • Yazarlar
  • Künye

  • Ana Sayfa
  • Eğitim
  • Röportajlar
  • Kültür-Sanat
  • Moda
  • Sağlık
  • Gezi
  • Spor
  • Teknoloji

Ana Sayfa » Röportajlar » Üniversitedeki dostluğu müzikle buluşturdular: Gece Yolcuları

Üniversitedeki dostluğu müzikle buluşturdular: Gece Yolcuları

Yazar: Editor    Etiket:  gece yolcuları, röportaj    Tarih:  Mayıs 6, 2011  |  Yorum yok



Tanıdık bir melodi onların ki… Derinden, candan, en içten. Biraz melankolik, biraz romantik, biraz asi ama sonuçta hep seni, beni ve bizi anlatıyorlar.

Önce radyodan duyduk seslerini. “Kim bunlar?” , “Ne güzel şarkı”, “Tam da beni anlatıyor!” dedik. 2004 yılında çıkarttıkları ilk albümleri “Unut Beni” ile hayatımıza girdi onlar. Grup şu günlerde yoluna yeni çalışmaları ile devam ediyor. Yönetmenliğini Cenk Han Alkaya’nın yaptığı “Dönülmüyor” ise müzik kanallarında yerini çoktan aldı bile… Müziği hayatlarından hiç çıkarmayan, yıllardır bu işi severek yapan, merak ettiğinizi ve severek dinlediğinizi düşündüğümüz “Gece Yolcuları” ile grubun kuruluş dönemlerini, müziklerini ve arkadaşlıklarını konuştuk.

Serap ÖCAL

Müzik serüveniniz aynı üniversitede öğrenci olmanızla başlıyor, art arda gelen albümler ve giderek yükselen başarı grafiğiniz… Sevenleriniz için bu serüveni biraz anlatabilir misiniz?

Grubumuz tam olarak üniversitede kuruldu. Bizim amacımız kendi şarkılarımızı insanlarla paylaşmaktı. Bunun için önce barlarda, kulüplerde çalmaya başladık. Bize katılan, bizimle devam eden arkadaşlarımız oldu. Uğurla hiç ayrılmadan grubu ayakta tutmaya çalıştık. 2004’ de ilk albümümüz çıktı. Bugünlere kadar geldi. Albümler yapan, konserler veren, televizyon programları yapan bir grup olduk. Müzik her zaman bir “aşk” oldu bizim için.

Müzik tarzınız dinleyicilere değişik geliyor, peki siz müzik tarzınızı ne olarak tanımlıyorsunuz?

Edis ilhan: Gece yolcuları kendi sesinin peşinde olan bir grup. Kendi bestelerinden, birikimlerinden ve kendisinden yola çıkan, hiç kimseye benzemeyen bir grup. Bir tarz derseniz ilk çıktığımızda melodik pop olarak tanımlanan bir tarzımız vardı. Ama şu an için kendi tarzını yapan bir grup Gece Yolcuları.
Uğur Aslantürkoğlu: her grupta olduğu gibi bizim de insanlara anlatmamız gereken bir müzik tarzımız vardı. O dönem rock müzik gruplarının yeniden bir devrim yaptığı dönemdi. Biz de o dönem, arkadaşlarımızla şehir şehir dolaşarak, trampetlerimiz elimizde üniversitelere (çağırmasalar da) giderek inanılmaz bir süreç yaşadık. Bahsettiğim dönemde biz sorumluluk aldık, özgün bestelerle yola çıkıp konser verebilecek ekipler oluşturmaya başladık. İnsanlar, rock müzik daha yeni filizlendiği için, bizi komple rock olarak nitelendirdi. Ama bir süre sonra müziğimiz başarılı oldukça, biz kitleselleşmeye başladıkça; basının, medyanın ilgisi arttı. Türkiye’de yaptığımız müziğin örneği yok. Şu anda, bu alanda önder olduğumuz tarzı anlatmak için melodik pop-rock dedik ki, bunun dünyada çok öncüleri var. Hatta bir tanesi çok önemli genç gruplardan U2’nun ön grubu olarak yakın dönemde gelen Snow Patrol. Edis’ in de dediği gibi özgün, kendi bestelerini üreten, iyi konser performansları yapan, eğlenceli bir üniversite grubu olarak kurulmuştuk, böyle anlatmaya çalıştık. Ama şimdi insanların nasıl yaptığını merak ettiği, içeriğiyle çok özdeşleştirdiği, kendisiyle empati kurabildiği şarkılar üreten özel bir grup olduk.

Bildiğimiz kadarıyla çoğu şarkının sözleri gruba ait. Bu süreçte beslendiğiniz alanlar neler?

Uğur Aslantürkoğlu: Hayatın ta kendisi. Yaşadığımız her şey bizim elimizde kamerayla dolaştığımız bize bir süreç gibi geliyor. O fotoğrafladığımız şeyler bizim şarkılarımız oluyor. Bu şöyle bir şey değil; örneğin Edis, çok neşeli olduğu bir dönemde elinde bir torba dolusu neşeli parçayla geliyor. Ama benim o dönem hiç neşeli olduğu bir dönem olmayabiliyor. O zaman neşeli anları fotoğraflarıyla şarkı yapan Edis’ in bestelerini kullanıyoruz. Hep neşeli değil tabi… Bizim asıl çizgimiz, bizi daha çok biz yapan, insanlarla ilişki kurmamızı sağlayan parça stlimiz daha çok melankolik. Bir de Türk insanından da kaynaklanıyor. Şarkıların sözsel bütünlüğüne çok önem veren bir toplumuz, o yüzden çok basit şarkılar ama çok iyi müzikler bizim için aman aman parçalar olmuyor. Genellikle bizim klasikleşen parçalarımızın çoğu; hem sözsel olarak güçlü, hem de müzikal olarak bir şeyler veren parçalar oluyor. Bizim beslendiğimiz alan hayat olduğu için modu her dönem değişen, hatta aşkın, sevginin, toplumsal olayların türlü hallerinden bahsetmeyi çok seviyoruz. Aynı kişi, aynı parçayı duyguyu hissettiği bir yıl, onun tamamen tersini hissedebiliyor.
Edis İlhan: Mesela bu sefer “Ben de neşeli bir parça beklemeyin! ” dedim, çıkmıyor çünkü. Benden çıkan şarkılar daha melankolik, daha hüzünlü oluyor. Depresif bir dönem geçirebiliyoruz. Örneğin, yoldan geçerken bir parfüm kokusu duyarsınız, “İşte bu, benim kız arkadaşımın kokusu” dersiniz ya, işte bizim şarkılarımız da öyle oluyor. Örneğin “Unut Beni” parçamızı dinlediğinizde, “2004 yazında bu şarkıyı dinlemiştim” gibi o anın fotoğrafları gözünüzün önünden geçiyor. O zaman en sevilen şarkılar onlar oluyor. İnsan karşısındakiyle empati kurabiliyor.

Şarkılarınızın kolay ezberlenebilir, akılda kalıcı olması gibi bir çabanız var mı?

Edis İlhan: Aslında bu bir çaba değil ama ilk yaptığınız şarkıların üzerinden uzun zaman geçiyor, yeni şarkılar yapmaya başlıyorsunuz, yalınlığı keşfediyorsunuz. Ne çok zor, ne çok basit buna yalınlık diyorum ben. Yalınlıkta da çok şey gizlidir. Herkes sizin söylediğiniz nakaratı söylemiş olabilir, ama siz öyle bir şekilde söylüyorsunuz ki “evet işte bu!” oluyor. Yalınlığı yakalayabilmek. Bu bir çaba değil ama “ustalaşmak” denilebilir. Sezen Aksu’nun her şarkısında başka bir şey anlatması gibi. Düşünülünce, binlerce şarkıya sahip olmak müthiş bir şey. Bizler yolun çok başındayız ama ilk zamanlar yaptığımız şarkılarla şimdikiler arasında mutlaka bir fark oluyor. İçten, samimi, yalın, akılda kalıcı, söylenmesi kolay şarkılar yapmak önemli.
Uğur Aslantürk: Müzik mod işidir. Hangi moddaysanız grup sizin o döneminizde sizi anlatabilir. Bir albümü çok beğenirsiniz, ama bir sonraki albümü hiç sevmeyebilirsiniz. Halbuki adamlar çok uğraşmıştır, güzel parçalar yapmıştır ve dünya ölçeğinde o albümü çok seven de vardır. Ama siz onu sevemezsiniz. Bu işin doğrusu da yoktur. Diyebilir misiniz ki “çok ağdalı sözleri olan şarkı kesinlikle güzeldir”. Bizim de böyle ağdalı sözlü şarkılarımız da var, yalın sözlü şarkılarımız da. Ama özel bir çaba göstermiyoruz ve kesinlikle şarkılarımızı daha sonradan elle değiştirmiyoruz.

Bazı yorumcular tarafından bağırarak şarkı söylemenin, şarkı kalitesini arttırdığı savunuluyor, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Edis İlhan – Uğur Aslantürkoğlu: Bağırarak şarkı söylemek çok kategorize edilebilecek bir şey değil. Cem Karaca gibi haykırabilirsinizde ama önemli olan duyguyu verebilmek. Şöyle diyelim, birisiyle konuşurken hep aynı tondan mı konuşursunuz? Tabi ki hayır. Şarkı, duygularımızı anlatan bir şey olduğu için ağlarız da güleriz de çağlarız da… Neşelenirsiniz, bazen içinizden bir şeyleri gürül gürül söylemek gelir, bazen çocuk olmak istersiniz. Sevilmek istersiniz, bazen hatalarınızı affedilmesini istersiniz, o naiflikte olursunuz. Şarkı böyle bir şey. İsteyen istediği gibi şarkı söylesin önemli olan empati kurabilmek, güzel olan da bu.

Gençler daha önce başka sanatçıların seslendirdiği parçaları sizin yorumunuzla dinlemeyi çok seviyor. Bu parçaları nasıl ve neye göre seçiyorsunuz?

Edis İlhan: Biz, daha önce seslendirilmiş parçaları seslendirerek bugünlere geldik. Dinlemeyi sevdiğimiz parçaları çalmaya devam ediyoruz. “Değer mi hiç”, “Seninle bir dakika” da albümlerde kullandığımız parçalar oldu. Bizim yorumladığımız şekliyle şarkıyı tekrar çalanlar da olmuştur. Cover konusunda çok eskiden beri uğraşan bir grubuz bu anlamda. İyi yorumladığımıza inanıyorsak bunu albümümüzde de kullanıyoruz. Yaptığımız televizyon programlarında eski tango, pop, arabesk tarzda birçok şarkıyı yorumlama ve çalışma fırsatı bulduk. Dolayısıyla yeni nesile de eski şarkıları öğretmek de güzel bir duygu. Nev, Göksel bu anlamda birçok çalışma yaptı. Bence güzel bir şarkı varsa tarihin derinliklerine gömülmemeli.
Uğur Aslantürkoğlu: Gece Yolcuları kendi bestelerini yapan bir grup. Kendi parçalarımız çok önemli bizim için. Cover ile beste arasında şöyle bir fark var, birisi kendi parçanız diğeri tatil anılarınız. Biz eski şarkıları olduğu gibi kullanmıyoruz. Üzerinde fütursuzca çalışıyoruz. Bizim bilinmeyen çalışmalarımız da var. Şimdi de ilginç şeyler ile uğraşıyoruz bakalım, yakında haberini alacaksınız. Filmler ve diziler ile ilgili çok ciddi çalışmalarımız var.

Dijital ortamdaki online dinleme veya korsanlık sistemi sizi ne kadar etkiliyor, bu sorunla siz nasıl mücadele ediyorsunuz?

Edis ilhan: Korsanlarla savaşmaktansa onlarla beraber nasıl yürüneceğini bulmak asıl mesele. Yeni bir dünyanın kurulduğu aşikar. Meslek grupları, kurumlar konuyla ilgili çalışmalar yapıyor. Çok ufak ta olsa telif anlaşmaları yapılıyor. Sadece indirme değil online dinlemelerden de artık cüzi de olsa telif veriliyor. Sadece yaygınlaşması kaldı. Türkiye de, dünya standardını yakalamaya başladı. Telif bilinci daha da arttırılmalı. Dünyada 120 yıldır telif bilinci var ama ülkemizde 25 yıldır bir sorun olarak görülüyor.

Uzun yıllardır birlikte çalışmanızdan anladığımız kadarıyla uyumlu bir grupsunuz. Sosyal hayatınızda ne sıklıkta bir arada vakit geçiriyorsunuz?

Edis İlhan- Uğur Aslantürkoğlu: Uzun yıllardır arkadaşız. Ortak zevklerimiz de var. Bazen öyle bir şey oluyor ki bir turne boyunca bir arada vakit geçiriyoruz. Yollarda olabiliyoruz. Birlikte film seyredebiliyoruz ya da bir aktivite varsa ona katılabiliyoruz, maça gidebiliyoruz. Beraber de gelişiyoruz. İyi anlaşıyoruz .

Gelecek ile ilgili ne gibi planlarınız var, sizler için başarıda son nokta neresi?

Şimdiye kadar birçok hayalimizi gerçekleştirdik. 4 albümümüz var. Dizi müzikleri yaptık ve yüz binlerce kişiye konserler verdik. Taksim Meydanı’nda olsun, yurtdışında olsun birçok konser verdik, elimizden geleni yaptık. Müzik bir aşk bizim için tabi. Şimdiye kadar bu yoldan hiç ayrılmadık. Hep “Daha iyisi nasıl yapılır?” sorusunun peşinden koşuyoruz.

Mesleğinizin zorluklarından bahsedebilir misiniz?

Edis İlhan: Müziği bilen bilmeyen herkesin eleştirebiliyor olması çok rahatsız edici, o da doğasında var müziğin elbette. Eğer bir ressam olsaydım ben ve tabloda bir yeri kırmızıya boyasaydım, siz bunu neden kırmızıya boyadın? diyemezdiniz. Ama müzik yapınca birçok şey haksız yere eleştiriliyor.
Uğur Aslantürkoğlu: Müzik en ulaşılabilir sanat şekli. O yüzden insanların acımasızca fikir yürüttüğü sanat konumunda. Buna karşın müzik, en yüksek derecede etki toplayan sanat. O anlamda güzelliğini de yaşıyoruz, dikenine de katlanıyoruz.
“Dizlerin yaralanmadan o yolu yürüyemezsin”.

Müzisyenliğe yeni adım atan ve müzik hayatlarına grup olarak devam etmek isteyen gençlere neler önerirsiniz?

Edis ilhan: Hayallerinin peşinden koşsunlar. Ne kadar öğüt verilirse verilsin, düşe kalka doğru yolu bulacaklardır. “Dizlerin yaralanmadan o yolu yürüyemezsin”.


    Paylaş
Yazar hakkında
Editor

Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız.


« Her kültürde, her inanışta kutsal: Annelerimiz…
Baharla gelen hapşırık: Bahar Nezlesi »
  • Popüler Haberler

    • Sıcacık, enerjik, dobra ve tabi ki de güleç yüzlü: Saba Tümer
      O Türkiye’nin gülen yüzü; kahkahalarıyla milyonların içini ısıtan bir programcı......
    • Kısa süreli hafızaya uzun süreli çözümler
      Salondan mutfağa aceleyle gidip sonra neden mutfakta olduğunu düşündüğün...
    • “Fenerbahçeliler Kulübü” açıldı!
      Melis KARAAHMETOĞLU 2011 bahar dönemi ile birlikte Koç Üniversitesi öğrenci...
  • Fotoğraflar

  • Etiketler

    alo altın altın işçiliği atakan atakan ılgazdağ bahçeşehir barbaros şansal bilgi brezilya fönü bu moda hiç değişmez büyükada büyükada gezisi cilt cilt bakımı dans detoks detoks zamanı eğitim eğitim haberi eğitim çince Finlandiya finlandiya gezisi gezi işçilik koç kültür sanat kürkler meditasyon moda namaste röportaj saba tümer saç sağlık sağlık haberi sağlıklı saç suar suar modacı teknoloji telefon televizyon yeditepe yunanistan yunanistan gezisi çince
  • Giriş


    Parolanızı mı unuttunuz?
    Kayıp parola
    Vazgeç
  • Takvim

    Mayıs 2011
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Nis    
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    23242526272829
    3031  




 

 
© 2011 Kampüs Dergisi
Ege Basın Yayın Matbaacılık Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.
info@kampusdergisi.com