• DERGİ
  • KAMPÜS
  • PROFİLİM
  • Yazarlar
  • Künye

  • Ana Sayfa
  • Eğitim
  • Röportajlar
  • Kültür-Sanat
  • Moda
  • Sağlık
  • Gezi
  • Spor
  • Teknoloji

Ana Sayfa » Röportajlar » Hüsnü Özyeğin

Hüsnü Özyeğin

Yazar: Editor    Etiket:  hüznü özyeğin, özyeğin üniversitesi, röportaj üsnü özyeğin    Tarih:  Mart 15, 2011  |  Yorum yok



Özyeğin Üniversitesi öğrencileri için büyük patron. Özyeğin Üniversitesi’nin mütevelli heyeti başkanı ve kurucusu. Bizi kırmadı ve röportaj isteğimizi kabul etti. Çok kez hayat hikâyesini dinlemiş olmamıza rağmen bu kez de yeni şeyler kattık kendimize. Hiç değişmeyen özelliği; alçak gönüllülüğü ve gençlere duyduğu güven herhalde. Hüsnü Özyeğin ile birçok röportaj yapıldı, iş hayatı üzerine çok konuşuldu, çok takdir edildi. Bizim merak ettiğimiz kısmı ise; üniversite yıllarında nasıl bir yol izlediği ve stratejileri.

Selin KISACIK

Sizi şu anki Hüsnü Özyeğin yapan gençliğinizde attığınız hangi adım?

Benim gençliğimden önce; 10 yaşımdan itibaren yatılı okudum Robert Kolej’de. Ailem İzmir’deydi ben İstanbul’da. Sadece hafta sonları çıkabiliyordum ilk seneler. İstanbul’da dayım ve amcam vardı. Yani beni en çok geliştiren şey, 10 yaşımdan itibaren kendi ayaklarım üstünde durmamdı. Bir yerden sonra artık birçok kararı kendi başınıza veriyorsunuz, aile akraba etkisi olmadan. Yani yatılı okul çok şey kazandırdı. Yatılı okulda okumanın bir başka avantajı da spor yapabilmektir. Spor insanı çok geliştiren bir aktivitedir. Basketbol, voleybol gibi takım oyunları özellikle. Bir de ben lise sonda talebe birliği başkanıydım, sosyal kulüplerde aktif yer alıyordum. Okulun piyeslerinde oynadım. Bütün bu faaliyetler beni çok geliştirdi, kendime olan özgüvenim arttı.


Daha önce verdiğiniz röportajlarda toplamda 1000 dolarla Amerika’ya gittiğinizi hep vurguladınız. Çok cesaretli olduğunuz için miydi, yoksa aileniz mi zorladı?

Benim günde 5 lira harçlığım vardı, ayda 100 lira yapar ve 10 yaşından itibaren de bir bütçe ile yaşamaya alışıyorsunuz. Bu çok iyi bir eğitim aslında, sınırlı para ile yaşamak. Dolayısıyla 1000 dolar benim için çok paraydı. İnsan bir de gençken çok cesaretli oluyor, daha çok risk alabiliyor. İlk sene bursluydum o yüzden korkmadım, nasıl olsa çalışırım dedim. Amerika’da her yaşta genç için fırsat var, çalışma alanları geniş. Asgari ücretle çalışıyordum o zamanlar. Saatliği bir dolar beş cent. Ama yeterli para kazanıyorsunuz. Amerika’da okul fiyatları çok yüksek olmasına rağmen, öğrenciyseniz geçiniyorsunuz. Kanepe tadarak para kazanıyor, aynı anda karnımı doyuruyordum. Bu yolda Harvard’da kantin işletmeciliği bile yaptınız. Oregon Üniversitesi’nde gıda teknolojisi bölümünde çalıştınız. Harvard İşletme Fakültesi mastır programında ikinci sınıftaydım. 3-4 tane seçenek vardı çalışmak için. Birincisi, sabahları gazete dağıtanlar çok iyi para kazanıyordu. İkincisi büfe tarzı sigara çikolata satanlar. Sonuncusu ise, fast food tarzı, akşamları okul yemekhanesi kapandıktan sonra gece ders çalışanlar için hamburger, sosisli sandviç, pizza bulabilecekleri, kampüsün içinde 30 metrekare bir yerde. Okul bir teklif istedi, neler satacaksın, kaç kişi çalışacak, kaça kadar açık olacak gibi. Yaptığım teklifi beğendiler ve işletmecilik hakkını ben kazandım. Bir yıl için işletme sahibi oldum; bütün kazancı bana O, aitti. Diğeri ise; Oregon Üniversitesi’nde gıda teknolojisi bölümünde anket yapmak için hazırladıkları kanepeleri tattırıyorlardı. Para kazanıyordunuz. Öğle vaktini seçip bu iş için, kanepeleri adet olarak tatmam gerekenden daha fazla yiyip, öğlen yemeklerimi de öyle karşılıyordum. Her fırsatta dediğim gibi kendi ayaklarınız üstünde durduğunuz zaman, insanlar bazen gerçekten çok yaratıcı olabiliyorlar. Ben okulda ne işten para kazanabilirim, derslerim ile çok çelişmeden… Hafta sonları futbol maçlarında bilet keserek. Öğrencileri çok teşvik ediyorlardı Amerika’da.

Özyeğin Üniversitesi’ni neden kurdunuz? Eğitim sisteminde doldurmak istediğiniz boşluk neydi?

Ben çok farklı bir üniversite yapmak üzere yola çıktım. Ben hiçbir üniversitenin mütevelli heyeti başkanının ya da kurucusunun o üniversitenin basketbol maçlarını izlediğini görmedim. Ben okulumuzun basketbol takımını sonuna kadar destekliyorum. İlerde şampiyon olacağız. (Gülüyor) Ben de Robert’te basket takımındaydım, bir de Fenerbahçe yıldızlar ve gençler takımında oynadım üç sene. Sonra Amerika’da 1.77 boyla, yatakhane takımına bile giremedim. (Gülüşmeler) Soruya gelince, öğrenciler çekirdekten yetişsinler istiyorum. Onlara staj yaptırmak, kışın da başarılı olanları part-time çalıştırmak istiyorum. Çünkü bunlar sadece para kazanmak için değil, tecrübe kazanmak için de çok önemli. Özyeğin Üniversitesi’nden çıkmış her öğrenci, iş ararken bir özgeçmiş yazacak. Bunun dışında GAP’te satış elemanlığı yaptım, Rixos Otel’de santral memurluğu, garsonluk yaptım diye özgeçmişine yazdığı zaman, Türkiye’ de iş bulmaması mümkün değil. Staj çok önemli, çalışacağınız sektörü böyle öğrenirsiniz. Gezmek için gittiğinizde otelin mutfağını göremezsiniz.

Sizce öğrenciler, sadece kendi bölümleriyle alakalı sektörlerde mi staj yapmalı?

Başarılı öğrenci her yerde staj yapmalı. Geçen sene Özyeğin Üniversitesi’nde isteyen herkese staj imkânı sunduk, istedikleri sektörde. Hollanda’ya, Ukrayna’ya yolladık. Millenium Bank’ı da o yüzden aldım, staj imkânlarını arttırmak, bol bol şube açmak için. (Gülüyor)

Hüsnü Özyeğın ve Murat Özyeğin, bursları var, yurtdışına gitmek isteyen öğrencilere verilen okuma bursu. Bu burslar için aradığınız özellikler nelerdir?

Harvard Üniversitesi’ne verdiğim bursları Harvard kendisi seçiyor, ben oraya bir fon tahsil ettim. Her yıl 3 Türk öğrencisine burs veriyorlar. Harvard Üniversitesi danışma kurulu üyesiyim ayrıca. Carnegie Mellon Üniversitesi için de Murat seçiyor. Kriterler tabi ki çok başarılı ve arzulu olması. Maddi imkânlarının olmaması da ön koşul. Tabi bir de Türkiye’de verdiğim burslar var. Şimdiye kadar 10 binin üzerinde üniversite öğrencisine burs verdim.

Oğlunuz Murat Özyeğin de Harvard Mezunu. Bir röportajınızda Murat Özyeğin için de “vezneden başladı’’ demiştiniz. Murat Özyeğin babası olarak mı desteğinizi aldı yoksa başarılı iş adamı Hüsnü Özyeğin olarak mı?

Baba olarak tabi ki bir rolüm var ama benim oğlumu iyi hazırlayabilmem için imkânlarım da vardı bir yerde; sadece paradan bahsetmiyorum. Ve o da bu imkânları çok iyi kullandı. O yüzden çok şanslıyım. Ben onun yasındayken, su an 35 yasında onun gibi değildim. O benim 40-45 yaşlarımda eriştiği olgunluğa, bu zaman sahip.

Eğitim için çok şey yapıyorsunuz, özellikle Doğu’da, Güney Doğu’da ilköğretim ve liseler açıyorsunuz, kızlar için yurtlar yaptırıyorsunuz ama bunu görsel bir şov gibi sunmayıp, geri durmayı tercih ediyorsunuz. Peki; bunun nedeni nedir?

Simdi bazı insanlar bunu yapmış olmak için yapar, ben bunun reklamını yapmıyorum. O okulları MEB’e devrettikten sonra, benim ve esimin isimlerini taşıdığı için, onlarla ilgilenmeye devam ediyoruz. Mesela, geçen sene yurtların müdirelerine eğitimler verdik. Bu yıl bütün yurtlarda, genç kızlarımızı, ileriye hazırlamak için çeşitli mentörlük faaliyetleri olacak. Sosyal yönden gelişmeleri için, kariyer planlarını yapmaları için uzmanlar gelecek. Hatta bu konuda Amerika’dan da hibe aldık. Ve suna o kadar çok mutlu oluyorum ki, kızlarımız köyden kasabadan geldiği için, yurtları merkezlerdeki okulların yanına yapıyoruz, sonuçta köyden kasabadan okullara gelemeyecekler. Bir de bu kızlar 15, 16, 17 yaslarında evleneceklerine, liseden mezun olduktan sonra üniversiteye devam ediyorlar. Ve inanamayacaksınız bu kızların %40’ı üniversiteye devam ediyor, az bir oran değil bu. Bir anlamda hayatları, kaderleri de değişmiş oluyor. Sadece bir yurtta kalmak değil bu. Ve o kızlarımızdan başarılı olanlara da ayrı olarak üniversite için burs veriyoruz.

Eğitime bu kadar katkı yapıyorsunuz, peki bu öğrencilere ne tavsiyelerde bulunursunuz?

Kendilerine sunulan imkânları iyi kullanmalarını… Çünkü üniversite, insanın hayatında çocukluktan, gençlikten, gerçek hayata giden yol üzerinde çok önemli bir kilometre tası. Üniversite hayatını dolu dolu yasamak çok önemli, sadece akademik başarı değil, sosyal olarak da iyi bir çevre edinmek, iyi bir network kurmak. İleride iş hayatına geçildiği zaman bunun çok yararı olacak. Olay sadece, üniversiteden iyi bir derece, diploma almak değil. Dünyanın en iyisi kabul edilen Harvard’dan çıkıp, çok başarısız olan sınıf arkadaşlarım oldu. Bill Gates, Mark Zuckerberg Harvard’dan mezun olamadılar. Biri birinci sınıftan ayrıldı, diğeri iki. Ama bu insanlar su an dünyanın en başarılı 10 insanı arasındalar. inandığın şeyi yapmak çok önemli, inandığın şeyde de sonuna kadar gitmek. Ben hep söylerim, hayat hep bir maraton. Maratonda bazen düsenler de olur, ama sonra kalkıp kazananlar da oluyor. Bu ne demek, sadece koşmayı değil, atlamayı bileceksin, sırıkla atlamayı bileceksin, yüksek atlamayı bile bileceksin. (gülüyor)

Peki, öğrencilik yıllarınızda siz boş zamanlarınızı nasıl değerlendirdiniz?

Ben çok çalışanın çok eğlenmesi gerektiğine inanırım, dediğim gibi arkadaş çevresi ile vakit geçirmek, sosyalleşmek çok önemli. Diger çok önemli konu ise, kitap okumaktır. Özellikle tarih kitapları, biyografiler, başarılı insanların biyografileri, nerden nereye gelmişler, bunu yaparken neler yaşamışlar. Yani merak duygusuna sahip olmak, kültürlü olmak çok önemlidir.

Elinize aynı seviyede üniversiteden mezun, yaklaşık aynı not ortalamasına sahip, iki tane özgeçmiş geldi. Belirleyici özellikleri ne olur? Hangisini ise alırsınız?

Mülakat, yüz yüze görüşme benim için çok önemli, çünkü insanların davranışları, oturmaları, kalkmaları, özgüvenleri çok önemli. Mesela, Finansbank her sene 1000 kişiyi ise alıyordu. Bir pozisyon için 5000 müracaat oluyor, bu müracaatların en az 3000 tanesini ile görüşmeyi bir sene önce ise alınanlar yapıyordu. Mesela Bilkent mezunuysa, bir sene önce Bilkent Üniversitesi’nden ise alınan elemanlar yapıyordu. 24, 25 yasında onlara böyle bir şans veriyorduk. İlk elemeyi onlar yapıyordu. O yüzden mülakatlar çok önemli. Özgeçmiş çok da önemli değil. Not ortalaması da her şey demek değil, ama belirleyici bir kriter. Top ten olmasına gerek yok belki ama ortalamanın üstünde olması şart.

Girişimci öğrenci, girişimci üniversite ne demek? Özyeğin Üniversitesi de kendisini girişimci bir üniversite olarak konumlandırıyor.

Girisimciden kastımız, girişken olmak. Siz de birer girişimcisiniz, buraya gelip görüşmek için çaba saffettiniz, ben de sizi kabul ettim (gülüyor). Yani bunu yapmaya cesaretiniz varsa yarın is hayatında da girişken olacaksınız. İlla girişimcilik bir fikri olmak değildir, bir şirkete girdiğinizde, ürettiğiniz fikirleri üstlerinize anlatarak, kabul ettirerek de girişimci olursunuz. Kabuğuna çekilen, cesareti olmayan insanlar başarılı olamaz. Özgüven çok önemlidir.

Üniversitenin rolü ne burada?

Başka bir üniversite var mı bilmiyorum, öğrencilerimizin yaptığı pazar araştırmaları, hangi bölümlere talep var, ne kadar ücret olması lazım, bütün bu araştırmayı Rektörümüz Erhan Erkut öğrencilere yaptırdı. Akademik yönden bir üniversitenin gelişiminin içinde yer almak çok güzel bir şey.

İş hayatınıza gelirsek, perakende sektörlerinin başında gelen firmalarına sahipsiniz. Bir Türk markası yaratıp Türkiye’nin cari açığının kapanmasına biraz daha yardım edecek misiniz?

Biz dolaylı yoldan yardım yapıyoruz zaten. Marks and Spencer, Türkiye’ye sattığı malın dört mislini Türkiye’den ithal ediyor. Bursa’dan, Adana’dan, Istanbul’dan birçok kurulus için mal alıyor. Yeni Türk markası yaratacak bir organizasyonumuz yok, söyle ki; bir marka yaratmak için üretim kanallarınızın olması lazım. Biz maalesef sanayide yokuz, dolaylı sanayide varız, rüzgâr enerjisi, liman isletmeciligi gibi.

Türkiye’de aile sirketlerinin kurumsallığı çok tartısılıyor. FIBA Holding nekadar kurumsal?

FIBA Holding, baya bir kurumsal. Çünkü holding yönetim kurulunda eski ekonomi bakanımız meclis baskanımız var; Kaya Erdem. Aileden olmayan idareciler, yöneticiler var. Ayrıca Credit Europe Bank, yönetim kurulu üyeleri var bizimle hiç baglantılı olmayan. Tabi bir de biz bankadan geldigimiz için, Türkiye’de bankalar kadar kurumsallasan sirketler yok. Bize vakit ayırdıgınız için içtenlikle teşekkür ederiz Hüsnü Bey.


    Paylaş
Yazar hakkında
Editor

Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız.


« Gelişen yüksek teknolojinin son ürünü: IPTV
Kısa süreli hafızaya uzun süreli çözümler »
  • Popüler Haberler

    • Sıcacık, enerjik, dobra ve tabi ki de güleç yüzlü: Saba Tümer
      O Türkiye’nin gülen yüzü; kahkahalarıyla milyonların içini ısıtan bir programcı......
    • Kısa süreli hafızaya uzun süreli çözümler
      Salondan mutfağa aceleyle gidip sonra neden mutfakta olduğunu düşündüğün...
    • “Fenerbahçeliler Kulübü” açıldı!
      Melis KARAAHMETOĞLU 2011 bahar dönemi ile birlikte Koç Üniversitesi öğrenci...
  • Fotoğraflar

  • Etiketler

    alo altın altın işçiliği atakan atakan ılgazdağ bahçeşehir barbaros şansal bilgi brezilya fönü bu moda hiç değişmez büyükada büyükada gezisi cilt cilt bakımı dans detoks detoks zamanı eğitim eğitim haberi eğitim çince Finlandiya finlandiya gezisi gezi işçilik koç kültür sanat kürkler meditasyon moda namaste röportaj saba tümer saç sağlık sağlık haberi sağlıklı saç suar suar modacı teknoloji telefon televizyon yeditepe yunanistan yunanistan gezisi çince
  • Giriş


    Parolanızı mı unuttunuz?
    Kayıp parola
    Vazgeç
  • Takvim

    Mart 2011
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Şub   Nis »
     123456
    78910111213
    14151617181920
    21222324252627
    28293031  




 

 
© 2011 Kampüs Dergisi
Ege Basın Yayın Matbaacılık Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.
info@kampusdergisi.com