• DERGİ
  • KAMPÜS
  • PROFİLİM
  • Yazarlar
  • Künye

  • Ana Sayfa
  • Eğitim
  • Röportajlar
  • Kültür-Sanat
  • Moda
  • Sağlık
  • Gezi
  • Spor
  • Teknoloji

Ana Sayfa » Kültür-Sanat » Suçu Bihter olması mı?

Suçu Bihter olması mı?

Yazar: Editor    Etiket:  bihter, eleştiri, fatmagül, kültür sanat    Tarih:  Şubat 14, 2011  |  Yorum yok



“Fatmagül’ün suçu ne?” dizisine kuramsal başkaldırı…

Ay Yapım tarafından çekilen ve 16 Eylül 2010 tarihinden itibaren Kanal D’de yayınlanmaya başlayan “Fatmagül’ün suçu ne?”adlı dizi gerçekten de topluma olumsuz örnek mi oluyor? Dizi hakkında yapılan haberler yöneltilen eleştiriler neler? Bu eleştirileri kitle iletişim teorileri açısından nasıl değerlendirmek gerekir? İşte olay diziye üniversite penceresinden akademik bir bakış açısı…

Ögecan Arsoy

16 Eylül 2010 tarihinde Kanal D’de yayınlanmaya başlayan “Fatmagül’ün suçu ne” adlı dizi, birçok kesimden insanın tepkisini çekmekte ve hakkında her gün yeni bir haber çıkmakta.
Diziye yöneltilen başlıca eleştiriler kadın bedeninin reyting uğruna sömürülmesi, tecavüzün neredeyse bir aşk sahnesi gibi algılandırılması, dizinin çocuklara olumsuz örnek olması, ataerkil düzenin tekrar tekrar üretilmesini sağlaması gibi sıralanabilir. Sevgilisini yolcu etmek için sabaha karşı evden kaçan Fatmagül’e dört gencin tecavüz etmesini ve Fatmagül’ün tecavüzcüsü ile evlendirilmesini konu edinen dizi; yapılan eleştirilere göre bir tecavüz “masalı”na dönüştürüldü. Gazetelerde, hatta ana haber bültenlerinde bile yer aldı. Ana akım medyada “Fatmagül bu gece tecavüze uğrayacak” şeklinde haberler yapıldı.

Geçen sezon herkes Aşk-ı Memnu dizisinde “Bihter ile Behlül”ün sevişmesini beklerken, 16 Eylül akşamı Türkiye, Fatmagül’ün tecavüze uğramasını bekledi.

Facebook, Twitter, Ekşi Sözlük gibi yeni nesil sosyal medya platformlarında dizinin yayın gününde yapılan paylaşımlar incelendiğinde, “Fatmagül’ün az sonra tecavüze uğrayacağı dizi”, “Reklam girdi”, “Heyecanla bekliyoruz…” gibi içeriklerin üretildiği görüldü. Bu içeriklerin söylemsel analizleri yapılmadan, bu içeriğin doğuracağı sonuçları net bir şekilde anlamlandırmak mümkün değil.

Fatmagül’ü nasıl algılıyoruz?
“Tecavüz etmek yerine bir insanı öldürsen daha iyi, Allah kimseye böyle üzücü olay yaşatmasın, içim yandı, kızın hayalleri bitti, dünyası yıkıldı” şeklindeki paylaşımlar tecavüzün genel olarak kötü bir şey olarak algılandığını gösterirken, diğer yandan da bu durumda kadınlara ölümün reva görüldüğünü ortaya çıkarmaktadır.
Bu açıdan, bu yazarlar kendi bedenlerinden başka bedenler hakkında “ölüm” hükmü vermekte, böylece ölmeyi “tercih” etmeyen bir kadını ya da bu durumla “başa çıkabilecek” bir kadını yadırgamaya kadar gidebilecek bir söylem üretmiş olmaktadır. Ayrıca yine bu kitle iletişim araçlarında, bir oyuncunun daha önce oynadığı bir karakterin “Hafif meşrep oluşu” sebebiyle yeni rolünde kendisine tecavüzün reva görülebileceğini dile getiren söylemler de yaratılmıştır. Bu söylemlere göre “gecenin bir vaktinde”, kamusal alan “oralar buralara” dönüştürebilir ve bunlar bir tecavüz sebebi olarak görülebilirdi. Yine bu zihniyete göre “kırmızı” giymek, tecavüz için geçerli bir neden olabilmekteydi. Bu açıdan tecavüze, tecavüze uğrayanlar üzerinden bulunmaya çalışılan her açıklama, aranılan her sebep onu meşrulaştırmaktan başka hiçbir işe yaramamaktadır.

Toplumda Fatmagül’ün yankıları
“Fatmagül’ün suçu ne” dizisi üzerinden üretilen sorunlu içerik sosyal medya dışında ana akım medyada da görülmektedir. “Fatmagül’ün suçu ne” dizisinin ilk bölümünde yer alan tecavüz sahnesi üzerine, “Kim daha iyi tecavüze uğruyor?” zemininde yeniden üretilen kadına yönelik şiddet, Habertürk Televizyonu’nda bir skece konu olmuştur. İki erkeğin oynadığı skeç, ayrıca bazı erotik ögelerle süslenmiştir. Bu gelişmelerin ardından, dizinin oyuncusu Beren Saat’e benzeyen şişme bebeklerin patenti için bir şirketin başvuruda bulunduğu haberi Şok Gazetesi’nde yer almıştır. Ayrıca, “Fatmagül’ün donu” ibareleriyle bir kadın iç çamaşırı da piyasaya sürülmüştür. Dizi üzerinden üretilen ayrımcılık propagandası üzerine, çeşitli kadın örgütleri söz konusu kurum ve kişileri, “Suç işlemeye tahrik” ve “Halkın bir bölümünü cinsiyeti nedeniyle aşağılama” suçlarından yargılanmalarını istemiştir. Adana Kadın Platformu üyeleri de, TBMM Başkanlığına hitaben yazdıkları ve erkeklerin de destek verdiği dilekçelerle, söz konusu dizinin kadına yönelik cinsel şiddet ögeleri içerdiğini savunarak şu ifadelere yer vermişlerdir:
“Söz konusu dizinin yayınlanmasından sonra kadınlara yönelik cinsel suçlarda büyük bir artış görülmüş, tecavüz suçu adeta meşrulaştırılmıştır. Gerçek hayatta yaşanan tecavüz olaylarında söz konusu filmin senaryosuyla birebir benzeşen unsurların olması da bu durumun bir kanıtıdır.
Biz kadınlar, hayatlarımızı karartan, bedenlerimizi denetim altında tutmak için yapılan en ağır ve şiddetli saldırı olan tecavüzü besleyen ve meşrulaştıran bu dizinin, karikatürize ederek bu suça ortak olan programların yayından kaldırılmasını, son zamanlarda artan tecavüz olaylarının önlenmesi için gerekli her türlü tedbirin alınmasını talep ediyoruz.”

Türkiye Psikiyatri Derneği ile Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği’nden konuya ilişkin yapılan ortak yazılı açıklamada, ‘‘Fatmagül’ün suçu ne’’ adlı dizinin yayına girmesi ile bir insanlık suçu olan tecavüzün giderek bir magazin malzemesi haline geldiğine dikkat çekildi. Medyada üretilen içeriklerin ve diziye karşı yöneltilen eleştirilerin toplumda oluşturduğu itibar sonucunda, dizide “Fatmagül” rolünü canlandıran oyuncu Beren Saat bile bu tacizlerin hedefi haline gelmiştir. Saat, gerçek hayatında eğlenmek amacıyla gittiği bir eğlence mekanında “Fatmagül’ün suçu ne” dizisindeki tecavüz sahnesinin etkisinde kaldığı anlaşılan alkollü 5-6 kişi tarafından “Beren, bizim şu arkadaşa da yardımcı ol!” şeklinde tacize uğramıştır.

Tecavüzcüler Beyoğlu’nda!
Bu olayların yaşanmasında ve bir dizi oyuncusunun gerçek hayatında da dizideki rolüyle algılanmasının altında, halkın eğitim durumu dışında medyanın haber yapma tarzı da etkili olmaktadır. Sabah Gazetesi’nin 1 Ekim 2010 tarihinde “’Tecavüzcüler’ Beyoğlu’nda…” başlığıyla yapmış olduğu haber bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Haberin tam metni ise şu şekildedir:
“Beren Saat’in başrol oynadığı ‘Fatmagül’ün suçu ne?’ dizisinde, Fatmagül’e tecavüz eden gençleri oynayan Engin Öztürk ve Buğra Gülsoy, önceki gece Asmalımescit Sokak’ta arkadaşları ile eğlendi. Meraklı bakışların ilgi odağı olan ikili, dizi dışında da sıkı dost olduklarını gösterdi.”

Toplumda yükselen eleştiri ve şikayetlere karşı açıklama yapan TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı Yahya Akman, tecavüz sahnelerinin veya bu gibi sahnelerin yoğunlukta olduğu ve tekrar tekrar gösterildiği dizilere dair şikayetler yaygınlaşınca çalışma yapma ihtiyacı hissettiklerini dile getirdi.
RTÜK’ün yaptığı denetimin sansür anlamında bir denetim olmadığını ancak dizi yayınlandıktan sonra bunlara kademeli olarak bazı cezalar verildiğini anlatan Akman, bu cezaların caydırıcılığını düşük bulduğunu ifade ederek “Sansür anlamına gelmeyecek ama tek defada para cezası şeklinde tezahür edecek cezalar belki bu konuda daha caydırıcı olabilir. Yeni yasa tasarısındaki alternatifleri RTÜK etkin şekilde kullanırsa bu şikayetlerin daha aza ineceğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu. Akman, bu bakış açısıyla, dizinin yasaklanmasını veya yeni cezalar verilmesini tüm bu sorunlara karşı bir çözüm olarak görmüştür.

Reyting birincisi
Tüm bu eleştiri ve şikayetlere rağmen, dizinin yayınlandığı günden bu yana halk tarafından ilgiyle takip edildiği ve tüm reyting gruplarında gün birincisi olduğu da dikkat çekmektedir.

Diziye yöneltilen bu eleştiriler ve haberleri kitle iletişim teorileri açısından ele alabilmemiz için ilk olarak halkın sosyoekonomik durumu incelenmelidir. Varsayım teorisine göre bireyler medya karşısında pasif durumdadır. Bu yüzden medya sıradan insanların zihnine doğrudan etki eder. Bu durumdan bireyi koruyan fazla bir şey yoktur. Dizinin taşıdığı anlamlar veya dizi hakkında çıkan haberler ve eleştiriler, dizinin insanlar tarafından yanlış anlaşılabilmesine veya yorumlanabilmesine neden olabilir. Bu görüşleri dile getiren ve iletişim araçlarının denetlenebilir olmasını savunan teorisyenlere göre, bu mesajlar kanserli hücreler gibi yayılır ve toplum bu mesajlarla bir kez kirletildiğinde bunların çözülmesi uzun zamanlar alır. Bu sebeple tecavüz gibi hassas bir konuda yapılan haberler ve eleştiriler büyük bir sosyal sorumluluk anlayışı ile yapılmalıdır. Ancak bu dizi hakkında çıkan haberleri ele aldığımızda, medyanın bu konuda çıkarları uğruna sınıfta kaldığını görmekteyiz.

Türk halkı tarafından beğeniyle takip edilen bir yapım hakkında medya grupları yaptıkları haberlerle, toplumda diziye karşı bir tepki yaratmayı ve dizinin popülaritesini kullanarak dikkat çekmeyi amaçlamışlardır. Uygulanan bu propaganda politikasıyla ya dizi infaz edilmiş, ya da sorumsuz bir yayıncılıkla dizinin ele aldığı konu bir parodiye dönüştürülmüştür. Böylece tüm fatura diziye kesilerek tüm eleştiri oklarının diziye yöneltilmesi, dizi üzerinden kendi satış ve reytinglerinin artması ve hatta dizinin yayından kaldırılmasına kadar giden çıkarımların oluşturulması sağlanmıştır.

Tecavüz promosyonunu medya yaptı
Oysa, Türk halkı için hassas bir konu olan “tecavüz” konusu “Fatmagül’ün suçu ne” adlı yapım ile halkın bilinçlenmesi ve konunun kamusal bir tartışmaya açılması için bulunmaz bir fırsat olarak görülebilirdi. Yapılan haber ve eleştiriler halkı eğitmek ve bilinçlendirmek, dizinin asıl üzerinde durduğu dramı ortaya çıkartmak ve olayın pragmatik ve felsefi yönünü aktarmak amacıyla yapılabilirdi. John Dewey ’in özgürlükçü ve demokratik anlayışı çerçevesinde, birey eğitim ile kendisini olumsuz sonuçlardan koruyabilmektedir.

Bu açıdan tecavüz promosyonu ve propagandası dizi tarafından değil, dizi hakkında çıkan haberler ve eleştiriler tarafından yapılmıştır. Vedat Türkali’nin aynı adlı sinema filmi senaryosundan televizyona dizi olarak Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu’nun uyarladığı “Fatmagül’ün suçu ne” adlı yapım, yayına hazırlanma aşamasından itibaren basın mecralarında sadece tecavüzle ilişkilendirilmek istenmiştir. Dizi çekim aşamasındayken “Fatmagül’ün suçu ne” adlı yıllar önce çekilen filmden görüntüler, gazete ve internet sayfalarında yer almıştır. Çekimler sırasında da, dizinin bütünü göz ardı edilerek sadece bu sahne ile ilgili görüşler, yorumlar, detaylar alınmak istenmiştir.

Ay Yapım tarafından yapılan açıklamaya göre bu konu hassasiyetle ele alınmış, söz konusu sahnenin çekim yeri, çekim günü gizli tutulmuş, herhangi bir fotoğraf makinesi veya kamera sete alınmamıştır. Çekim sırasında da, set kameraları dışında herhangi bir kameranın bulunmaması sağlanmıştır. Ayrıca, dizi yayına hazırlandığı sırada sırf dizinin magazinleşmemesi adına, tanıtımlarda tecavüz sahnesi ve fotoğrafları kullanılmamış, dizi yayınlandıktan sonra hiçbir şekilde basına bu görüntüler verilmemiştir.

“Fatmagül’ün suçu ne” adlı dizi, tecavüzü “destekleyen”, “sıradanlaştıran” bir yapıda olmadığı gibi, tam tersine bu tür bir toplumsal olayın, insanların hayatını nasıl kararttığını anlatan ve Fatmagül’ün kimliğinde hayata tutunmanın yollarını gösteren ve kınayan bir yapıya sahiptir.
Bu açıdan diziyi ve tanıtımları hiç izlemeden yapılmış ve tamamı yanlış yorumlara dayanan “Haydi bu diziyi kaldırın, neyi bekliyorsunuz?” türünden söylemleri anlamlandırmak mümkün değildir. Dizinin ilk bölümü dahil olmak üzere, öncesinde ve sonrasında hiçbir şekilde tecavüz sahnesi tanıtımlarda kullanılmamıştır. Bu gerçeğe rağmen, hala “Dizinin tanıtımları tecavüz sahnesi üzerinden yapılıyor” demek, amaçlı ve kasıtlıdır. “Fatmagül’ün suçu ne” adlı dizinin birinci bölümünün sonundaki tecavüz sahnesini unutturmama çabalarının,dizinin genel içeriği ve dizinin yapımcılarıyla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.
Ay Yapım’a göre bu davranışlar, gündeme oturan ve reytingleri yüksek olan bir dizi üzerinden dikkat çekme yarışıdır. Aynen bir televizyon kanalında yayınlanan parodide tecavüzün eğlence malzemesi haline getirilmesinde olduğu gibi…

Bu açıdan dizideki tecavüz sahnesi üzerinden yapılan yorumlar ve haberler yargısız infaz niteliğinde ve gerçeği yansıtmamaktadır.

Yayınlandığı günden beri reyting birincisi
“Fatmagül’ün suçu ne” dizisi yayınlanmaya başladığı 16 Eylül’den beri, reyting ve share oranları zaman zaman değişse de tüm gruplarda günün en çok izlenen programı oluyor.


    Paylaş
Yazar hakkında
Editor

Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız.


« Şampiyonlar Ligi’nde son 16
Dünyanın en güzelleri »
  • Popüler Haberler

    • Sıcacık, enerjik, dobra ve tabi ki de güleç yüzlü: Saba Tümer
      O Türkiye’nin gülen yüzü; kahkahalarıyla milyonların içini ısıtan bir programcı......
    • Kısa süreli hafızaya uzun süreli çözümler
      Salondan mutfağa aceleyle gidip sonra neden mutfakta olduğunu düşündüğün...
    • “Fenerbahçeliler Kulübü” açıldı!
      Melis KARAAHMETOĞLU 2011 bahar dönemi ile birlikte Koç Üniversitesi öğrenci...
  • Fotoğraflar

  • Etiketler

    alo altın altın işçiliği atakan atakan ılgazdağ bahçeşehir barbaros şansal bilgi brezilya fönü bu moda hiç değişmez büyükada büyükada gezisi cilt cilt bakımı dans detoks detoks zamanı eğitim eğitim haberi eğitim çince Finlandiya finlandiya gezisi gezi işçilik koç kültür sanat kürkler meditasyon moda namaste röportaj saba tümer saç sağlık sağlık haberi sağlıklı saç suar suar modacı teknoloji telefon televizyon yeditepe yunanistan yunanistan gezisi çince
  • Giriş


    Parolanızı mı unuttunuz?
    Kayıp parola
    Vazgeç
  • Takvim

    Şubat 2011
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
        Mar »
     123456
    78910111213
    14151617181920
    21222324252627
    28  




 

 
© 2011 Kampüs Dergisi
Ege Basın Yayın Matbaacılık Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.
info@kampusdergisi.com