• DERGİ
  • KAMPÜS
  • PROFİLİM
  • Yazarlar
  • Künye

  • Ana Sayfa
  • Eğitim
  • Röportajlar
  • Kültür-Sanat
  • Moda
  • Sağlık
  • Gezi
  • Spor
  • Teknoloji

Ana Sayfa » Gezi » Orta Çağ hatırası, Sovyet izleri

Orta Çağ hatırası, Sovyet izleri

Yazar: Editor    Etiket:  gezi, ortaçağ, sovyet    Tarih:  Şubat 14, 2011  |  Yorum yok



Film dekorundan alınmış bir yer burası ya da beni tarihe gömmüşler. Hem de uzağa, Orta Çağ’a! Sokaklarında yürüdüm ben de, ara yollara saptım, merdivenleri çıktım. Haritasız dolaştım zaten bir ülkecik bu, gerçek de değil; gündüz ayrı baktım etrafa, gece ayrı. Adı da Estonya, öyle bilindik bir yer değil.

Sevgili günlük / Şubat 2010

İstanbul’da burnumun dibindeyken göremediğim, hep görmek istediğim canım arkadaşım aradı beni, geçen sene bugünlerdi. “Estonya’dayım” dedi, “Neredesin?”. İlk kez Estonya’ya o zaman gittim ben de. Finlandiya’dan daha doğrusu Helsinki’den feribotla iki saat olunca; hafta sonu alışverişe, gezmeye, yemeye içmeye gidilen bir yer çünkü Estonya. Ben de buz gibi kışını da görmüş oldum, baharını da böylece.

Düşünüyorum, bazen hayat gerçekten çok kolay. İstanbul’da trafikten geç kaldığın randevunu düşününce utanıyorsun. Öyle bir şey oluyor ki, bir arkadaşın ucuz uçak bileti bulup, dünyanın kuzeyinden seni arıyor, hayır deme şansın yok. Bir yerde buluşalım deniyor, sonra toplayıp iki kazak birkaç eşya sabahın altısında yola çıkıyorsun, üşenmeden, söylenmeden.

Sonra bir telefonla karar verip ertesi gün başka bir ülkede buluşmak üzere sözleşmiş olduk. Ben o gece uyuyamadım heyecanlandım, sabah 6’daydı feribotum. Kendimi biliyorum en azından, gece geç yatarsam o sabah ne olsa uyanamam. İster uçak yolculuğu ister sınav ister ders ister çok mühim başka bir şey… Ki hepsini de kaçırmışlığım var! O yüzden uyumadım. Hazırlanıp çıktım evden.

Finlandiya buz gibi olmasına rağmen o sıralarda, ben güneye gidiyorum mantığıyla bir nebze ince giyindim, daha yoldayken üşümeye başladım… Feribotta sabahın 6’sında cıvıl cıvıl etrafımda koşan çocuklara kızdım önce, sonra şampanya içen yaşlı çiftlere. Ben daha elimde kahvem ayılmaya çalışıyordum, herkes güne startı vermişti çoktan. Ben de baktım uyanamıyorum, buzla örülü Baltık Denizi’ne bakmak için dışarı çıktım. Sanki deniz buzdan yapılmış gibi, her yer beyaz. Uçsuz bucaksız. Biz de denizin tam ortasındayız, buz kırma makinelerini bekliyoruz, çünkü çakıldık gitmiyoruz. Fotoğraf çekiyorum, sürekli düşünüyorum. Ne garip his, evimden, sevdiklerimden uzakta buzla kaplı bir denizin ortasındayım ama bu da çok güzel.

Feribotta karşılaştığım Çinli bir arkadaşımın beni dürtmesiyle uyandım, aslında hiçbir dakikasını kaçırmak istemezdim o gizemli yolculuğun ama bir süre sonra dayanamadım. İki saatlik feribot yolculuğu, denizin ortasında buz kırma araçlarını beklemekten tam altı saat sürdü. Ama öyle bir anda uyandım ki, gözümü açınca Tallinn vardı karşımda. Issız, sessiz, sanki ilk ben ayak basıyordum o küçük şehre. Sivri çatılar selamladı ilk kez. Sonra dondurucu soğuk ve kar. İndiğimde ise arkadaşlarımın “hoşgeldin”iyle tamamdı her şey.

Tallinn ufacık, Old Town minnacık!
Tallinn gerçekten küçük bir şehir. 1.3 milyon kişinin yaşadığı Estonya’da, Tallinn’e 410.000 civarında insan düşmüş. Kış zamanı olunca hele ki akşam belli bir saatten sonra, sanki şehirde insan kalmıyor, o kadar boş ki. En azından öyle görünüyor çünkü baharda herkes kafelerde, parklarda. Ulaşım açısından hiçbir zorluk yok. Zira her yer birbirine yakın, yürüme mesafesinde. Old Town ise şehrin eski, tarihi kısmı. Burada altı yüz yıllık belediye binası, Toompea Şatosu ve yapımına 1894 yılında başlanan Rus Ortodoks kilisesi; Alexander Nevsky Katedrali ve daha pek çok tarihi yapı, yer bulunuyor. Şehrin bu eski yanı UNESCO tarafından koruma altına alınmış. Tallinn’in sanayileşmemiş, belki biraz da turistler ve gelecek dövizler için özenerek saklanan bu kısmı Orta Çağ’da bir ana götürüyor insanı. Her yer karanlık ve sessizken sanki yakınlarda bir savaş varmış gibi hissediyorsunuz ya da tüm şehir yasta! Aslında insanlar hava güzelken hemen kendilerini dışarı atıyorlar, Kadriorg Park’ı gibi pek çok parkta ve şehrin büyük meydanı Town Hall Square’de eğleniyorlar.

Baltık Ülkeleri’nin en kuzeylisi, en küçüğü Estonya, Avrupa Birliği ülkelerinin de en gençlerinden. Aslında geçen sene kendi para birimleri Kron’u kullansalar da artık onlar da Euro’yla barış imzalamış durumda. Hatta İstanbul’dan sonra bu sene Avrupa Kültür Başkenti sırası onlarda. Estonya kendi halinde, kendi savaşını veriyor bir yandan. Hala ne tam olarak Avrupalı ne de Sovyet. O dönemin hiçbir anısını istemiyor aslında ama İşgal Müzesi’nde savaşın izlerini görüyoruz açıkça, özgürlüğe geçişlerini de. Müzede savaştan kalma parçalanmış eşyalara kadar dokunuyoruz tarihe. Karışık bir nüfusa sahip olsa da, gerçek Estonyalılar ülkelerini ve dillerini son derece sahipleniyorlar. Ruslar ve diğer komşu bölgelerin azınlıkları da Estonya’da yaşıyor. Bir diğer dikkati çeken durum ise, Rusça’nın Estonlar tarafından çok iyi bilinmesi ve pek çok kişi tarafından konuşulması. Fince’nin de hem okullarda hem de gündelik hayatta yeri var.

Bu minicik, film dekorunu andıran yer o kadar güzel ve kendine özgü ki; insana da kendini özel hissettiriyor. Meydanda St. Mary’s Katedrali, Oleviste Kilisesi –şehrin en uzun tarihi binası olarak biliniyor- ve çevresinde pek çok kafe, hediyelik eşya satan küçük dükkanlar. Tallinn’de yeme, içme hatta kıyafet alışverişi bile çok ucuza yapılıyor. Özellikle İsveç, Finlandiya gibi pahalı kuzey ülkelerinden kaçıp gelenler için burası bulunmaz nimet. Viru Meydanı’nın kapısından çıkınca; alışveriş merkezleri, modern mağazalar ve caddeler var. Şehrin yaşayan yeri tam olarak burası ama masalsılık artık burada işlemiyor.

“Aynı bizim Eskişehir”
Biz Türkler gerçekten her yerdeyiz! Estonya’da da Erasmuslu Türk arkadaşlar buldum. Sonra oturup birlikte yemek yerken saatlerce konuştuk yeni hayatlarımızdan. Onlar çok mutluydu, küçük yer olması, genç nüfusun da az olmayışı onlar için şanstı. Eskişehir’e benzettiler Tallinn’i, buranın öğrenci şehrine. O yüzden meraklısına duyurulur; Estonya’da güzel bir eğitim hayatı yaşayabilirsiniz, birebir duyduklarımı anlatıyorum. Yaşam çok ucuz olduğu için harçlık konusunda hiç sıkıntı çekmiyorlarmış, soğuk onları da en başta caydırsa da sonradan alışmışlar. Biri sinema öğrencisi olduğu için orayı çok gizemli bulduğunu anlatmıştı, ben de birilerinin daha çok film çekmesi gerek burada demiştim.

Pek çok genç İngilizce konuşuyor hatta genelde Rusça ve Fince de biliyorlar. Eston bir arkadaşımın dediğine göre, okullarında seçmeli olarak Türkçe dersi de varmış. Bu arada ne kadar Eston tanıdıysam hepsi gayet sıcak, güler yüzlüydü. Erasmus döneminde de çok eğlendiğim arkadaşlarım oldu. Söylemeden edemem ama, kızları gerçekten çok güzel ve bunu söyleyince utanıyorlar, ya fazlasıyla alçakgönüllülük yapıyorlar ya da güzelliklerinin farkında değiller, artık o kadarını bilemem.

Eğer yolunuz düşerse…
Üç Baltık Ülkesi’nden ikisine (Letonya, Estonya) gitmiş biri olarak, Letonya’nın çılgınlıkta sınır tanımayan gecesi gündüzü fark etmeyen yaşam tarzına; Estonya’nın küçüklüğünü, kendi halindeliğini, masalsılığını tercih ediyorum.

Her gidişimde ayrı ayrı etkiledi beni Estonya. Hep çok eğlendirdi, bolca hatıra ekledi. Olur da yolunuz düşerse, son birkaç tavsiye:

-Olde Hansa adındaki geleneksel restoranlara mutlaka gidin. Zaten girişlerinde genellikle cadı kazanları, dikenli kalpler ya da geleneksel kıyafetli şirin bir garson olur. Bazı zamanlarda rezervasyon yaptırmanız gerekebilir. Ancak içerideki sunum, tarihi öğeler ve ayı/elk/geyik/tavşan etine kadar değişik lezzetleri tatmak için değer.

-Özellikle kafelerde zengin krep menüleri var, tatlı, tuzlu nasıl ararsanız. Kremalı, reçelli olanlara aldanmayın; bağımlılık yapıyorlar.

-Yaz zamanı giderseniz, milli parklara mutlaka uğrayın, Old Town meydanında kalabalığa karışın.

-Genellikle garsonlar ve satıcılar yardımsever olsalar da, bazen sizi kandırmaya çalışabiliyorlar. Aman dikkat! Çok da turist takılmayın.


    Paylaş
Yazar hakkında
Editor



İlginizi çekebilir

Tarihi keşfedin
Bu topraklarda, nice imparatorlar ve padişahlar, görkemli saraylarında hüküm sürmüşler. Bıraktıklarıyla da, tarihe ışık tutmuşlar. İstanbul’a ayak basan; âşık olmaktan kendini alamamış. Bu kentin tüm...


Romantizmi doruklarda yaşamak için keşfetmeye değer : Polonezköy
Sevdiklerinizle birlikte, görsel şölen sunan bir doğada harika bir gün geçirmek isterseniz Polonezköy en uygun yer. Kendinizi yenilenmiş, mutlu ve huzurlu hissedeceksiniz. Polonezköy’ün simgesi kirazdır ve çok...


Paris, Roma, Venedik… Hangisi?
En güzel sevgililer günü en romantik şehirde geçirilir. İtalyanca'da “Ti Amo”... Fransızca'da “Je t’aime”... İngilizce'de “I love you”... Yüzlerce farklı dil, ama amaç aynı: sevginin ifadesi....


Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız.


« Romantizmi doruklarda yaşamak için keşfetmeye değer : Polonezköy
Kampüsle TV stüdyoları arasında geçen bir hayat: Yelda Kırçuval »
  • Popüler Haberler

    • Sıcacık, enerjik, dobra ve tabi ki de güleç yüzlü: Saba Tümer
      O Türkiye’nin gülen yüzü; kahkahalarıyla milyonların içini ısıtan bir programcı......
    • Kısa süreli hafızaya uzun süreli çözümler
      Salondan mutfağa aceleyle gidip sonra neden mutfakta olduğunu düşündüğün...
    • “Fenerbahçeliler Kulübü” açıldı!
      Melis KARAAHMETOĞLU 2011 bahar dönemi ile birlikte Koç Üniversitesi öğrenci...
  • Fotoğraflar

  • Etiketler

    alo altın altın işçiliği atakan atakan ılgazdağ bahçeşehir barbaros şansal bilgi brezilya fönü bu moda hiç değişmez büyükada büyükada gezisi cilt cilt bakımı dans detoks detoks zamanı eğitim eğitim haberi eğitim çince Finlandiya finlandiya gezisi gezi işçilik koç kültür sanat kürkler meditasyon moda namaste röportaj saba tümer saç sağlık sağlık haberi sağlıklı saç suar suar modacı teknoloji telefon televizyon yeditepe yunanistan yunanistan gezisi çince
  • Giriş


    Parolanızı mı unuttunuz?
    Kayıp parola
    Vazgeç
  • Takvim

    Şubat 2011
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
        Mar »
     123456
    78910111213
    14151617181920
    21222324252627
    28  




 

 
© 2011 Kampüs Dergisi
Ege Basın Yayın Matbaacılık Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.
info@kampusdergisi.com