• DERGİ
  • KAMPÜS
  • PROFİLİM
  • Yazarlar
  • Künye

  • Ana Sayfa
  • Eğitim
  • Röportajlar
  • Kültür-Sanat
  • Moda
  • Sağlık
  • Gezi
  • Spor
  • Teknoloji

Ana Sayfa » Kültür-Sanat » Kendine güveniyorsan, gözlerini kaçırma!

Kendine güveniyorsan, gözlerini kaçırma!

Yazar: Editor    Etiket:  dans, kültür sanat, tango    Tarih:  Şubat 11, 2011  |  Yorum yok



TANGO ZAMANI!”

Bazı danslar vardır ki; iç geçirerek ”ben de yapabilsem” dersiniz. Tango da, öyle bir dans işte. Doyulmaz bir tat bırakır, hem dans edenler hem de izleyenler için. Ama o kadar da kolay değildir, sahnede partnerinin elini tutup herkesin bakışları altında dans etmek. İlk ders: kendine güven. Tango, ”tutkunun dansı” olarak adlandırılsa da hırçındır, sitemkârdır ve dahası asidir!. Öfke, hüzün ve düş kırıklığını barındırır.

Filiz Yirmi

KENDİ BAŞINA BÜYÜMEYİ BAŞARDI

“Tango” kelimesi tek başına bile bir ayrıcalık yaratıyor. Daha farklı ve daha gizemli bir havası var. Zaten kelime anlamı olarak da çeşitli rivayetleri bulunuyor. Özellikle de “tangere”… Latincede dokunmak anlamına gelen, bu fiilden türediğine inanılıyor. Ancak, kimilerine göre “buluşma yeri” veya “özel yer” anlamı da var. Kimimiz, tangonun tarihini yanlış biliyoruz. Sayılı kişinin yaptığı bu özel dans, Arjantin’den göç ile gelen insanların isyanlarını anlatıyor. Zorluklar çekmiş milyonlarca insanın, duygularını müzikle buluşturması sonucu ortaya çıkmış. Tangoda öfke, hüzün ve de düş kırıklığı vardır…
Başlangıçta, hor görülen ve garipsenen alt sınıf dansı olma özelliği, kendini kısa sürede yüksek sosyete mensuplarının vazgeçilmezlerine eklemeyi başardı. Hatta zamanla sosyete arasında, tango partileri vermek, moda haline bile geldi. Zengin mahallelerde, birçok dans salonu açıldı. Böylece alt ve üst sınıfın da kaynaşması hızlandı. Ve de tabii ki tango ünü, kısa bir sürede, Güney Amerika’dan NewYork’a, Londra’dan Paris’e kadar yayıldı. Çeşitli kültürlerin karışımı ile beraber yeni bir müzik stili ortaya çıktı. Kısacası, Afrika vuruşları, Kızılderili ritmi ve Latin etkisi, Arjantin pampalarının müziği ile birleşmiş durumdadır tangoda.
Yüksek sosyetenin bu dansı sahiplenmesinin ardından, dans yumuşadı ve salon dansı halini aldı. Ve Avrupa’ya ilk sıçradığı yıllarda Parisli modacılar o albenili tango kıyafetlerini de dikmeye başladılar. Ne var ki bu durum İkinci Dünya Savaşı ile değişti; Arjantin’in sıkıntılı döneme girmesi ile tango yine kendi içine kapandı.

KEDERDEN, TUTKUYA VE AŞKA UZANAN BİR SERÜVEN
Tangoya davet de cezp edicidir. El Cabeceo denilen bu yöntemde erkek göz teması kurarak, kadını dansa davet eder. Bu usul, Arjantin’de bir gelenek haline gelmiştir. Dansta, önce erkek tutuşa geçer. Sonrasında da bayan elini erkeğin avuç içine koyar ve dans başlar. Kapalı ve açık tutuş dans vardır ama birbirinden tamamen farklı iki stildir. Açık tutuşta, çiftler arasında 20- 30cm kadar mesafe varken, kapalı tutuşta çiftler birbirlerine yapışık olarak dans ederler.
Tutuş biçimini dansın başında kadın belirler. Kadın erkeği sağ dirseğine yakın bir yerden tutarsa açık, erkeğin boynuna doğru sarılırsa kapalı dans etmek istiyordur. Pistte dans saat yönünün tersine akar. Erkek sağ tarafını göremediği için, pistin kenarlarını kullanmak zorundadır. Buradan da anlaşılacağı gibi, pistin ortasında dans edenler profesyoneller değil amatörlerdir.

TANGONUN EN GÜZEL YANI: YANLIŞ YOK
Tangoda, kadın dansın ne zaman başlayacağına ve de ne zaman biteceğine karar verir. Dans esnasında, kadını beklemek çok önemlidir. Çünkü dansın birlikte yapıldığı, unutulmamalıdır. Müzik değişiminde ise hemen dansa başlamak gibi bir kural da yoktur. Bir kadının salon içerisinde oturduğu yerden, dansa ne kadar hazır olduğu anlaşılır. İyi bir erkek dansçı partnerini de seçerken önce ayaklara bakar. Ne de olsa topuklu ayakkabı giyebilen bir kadın, dans da edebiliyordur. Hele ki siyah gece elbisesi tercih etmiş ve burnu açık topuklu ayakkabı seçmişse dansa hazırdır. Bu arada, bir rivayete göre de; erkekler güzel kadınlarla dans etmek isterlermiş. Kadınlar ise, güzel dans eden erkekleri tercih ederlermiş…


    Paylaş
Yazar hakkında
Editor



İlginizi çekebilir

AŞK VE TUTKUNUN DANSI: BACHATA
Dans bir tutku… Eğlenmek, stres atmak dağıtmak veya güzel zaman geçirmek için yaptığımız, en güzel eylemlerden biri. Dans benim de hobilerim arasında olsun ancak değişik bir dans türü denemek istiyorum diyorsanız,...


Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız.


« “italyanca” aşkı bir başkadır
Paris, Roma, Venedik… Hangisi? »
  • Popüler Haberler

    • Sıcacık, enerjik, dobra ve tabi ki de güleç yüzlü: Saba Tümer
      O Türkiye’nin gülen yüzü; kahkahalarıyla milyonların içini ısıtan bir programcı......
    • Kısa süreli hafızaya uzun süreli çözümler
      Salondan mutfağa aceleyle gidip sonra neden mutfakta olduğunu düşündüğün...
    • “Fenerbahçeliler Kulübü” açıldı!
      Melis KARAAHMETOĞLU 2011 bahar dönemi ile birlikte Koç Üniversitesi öğrenci...
  • Fotoğraflar

  • Etiketler

    alo altın altın işçiliği atakan atakan ılgazdağ bahçeşehir barbaros şansal bilgi brezilya fönü bu moda hiç değişmez büyükada büyükada gezisi cilt cilt bakımı dans detoks detoks zamanı eğitim eğitim haberi eğitim çince Finlandiya finlandiya gezisi gezi işçilik koç kültür sanat kürkler meditasyon moda namaste röportaj saba tümer saç sağlık sağlık haberi sağlıklı saç suar suar modacı teknoloji telefon televizyon yeditepe yunanistan yunanistan gezisi çince
  • Giriş


    Parolanızı mı unuttunuz?
    Kayıp parola
    Vazgeç
  • Takvim

    Şubat 2011
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
        Mar »
     123456
    78910111213
    14151617181920
    21222324252627
    28  




 

 
© 2011 Kampüs Dergisi
Ege Basın Yayın Matbaacılık Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.
info@kampusdergisi.com