• DERGİ
  • KAMPÜS
  • PROFİLİM
  • Yazarlar
  • Künye

  • Ana Sayfa
  • Eğitim
  • Röportajlar
  • Kültür-Sanat
  • Moda
  • Sağlık
  • Gezi
  • Spor
  • Teknoloji

Ana Sayfa » Teknoloji » Niye “Alo” ?

Niye “Alo” ?

Yazar: Editor    Etiket:  alo, teknoloji, telefon    Tarih:  Şubat 10, 2011  |  Yorum yok



Bu zamana kadar her telefon açışımızda ilk kelimemiz ALO olmuştur.Ama bunun nedenini hiç düşündük mü?


Melis Karaahmetoğlu

Telefonda hemen hemen her gün kim bilir kaç kez kullandığımız “Alo” sözcüğü, gerçekte bir sevgilinin kısaltılmış adıdır.Sevgilinin tam adı Allessandra Lolita Oswaldo’dur .Bu sevimli genç kız, telefonu icat eden, Graham Bell’in sevgilisiydi Graham Bell telefonu icat edince ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti .Atölyesinde telefon çalınca arayanın Allessandra Lolita Oswaldo’dan başkası olamayacağını bildiğinden Graham Bell, telefonu açar açmaz “Allessandra Lolita Oswaldo” diyordu.Bell, zamanla sevgilisine, adını kısaltarak hitap etmeye başladı ve telefonu her açışında onu “Ale Lolos” diye karşıladı.Çalışmaları uzadıkça Graham Bell, sevgilisinin adını daha da kısalttı ve ona iki heceli bir ad buldu.Bu kısa ad “Alo” idi.Allessandra Lolita Oswaldo, geliştirip, tüm kente yaymaya çalıştığı telefondan başka birşey düşünmeyen sevgilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya başlayınca Graham Bell’i telefonuyla başbaşa bırakıp onu terketti.Yaşlı Bell, sevgilisinin bir gün onu arayacağı umuduyla telefonun başından ayrılmadı.Kentte çekilen telefon hatlarının sayısı da giderek artmaya başlamıştı.Graham Bell’i artık başka kişiler de arıyordu.Fakat o, telefonun her çalışında kendisini sevgilisinin aradığını sanarak telefonunu “Alo” diyerek açıyor ve artık herkes “Alo” diyordu.O günlerde hemen herkes telefonu açtıklarında Alexander Graham Bell’in anısına saygı olarak “Alo” demeye başladı .Bugün tümümüzün kullandığı “Alo” sözcüğü işte o günlerden günümüze uzanmaktadır.
Bir de bu olayın espiri şeklinde cevabı vardır.
Bir gün Akşam Graham Bell in arkadaşı ” LO ” aramış..Fakat ses farklılığından dolayı Graham Bell ” LO” yu çıkaramamış..3-5 sn konuşmadan sonra Graham Bell arkadaşı LO nun sesi alır ve şaşırarak ” Aaaaaa Looooooo ” sen misin? der.ALO buradan gelmiştir… 
Tabi asıl konu hakkında yapılan bir kaç tane daha araştırma var. Ama bunların hiç biri kanıtlanmamıştır.Sadece olabileceklere yakın olanlar düşünülmüş ve olabilir denmiş.Madem o kadar Alo’dan giriş yaptık , bir de telefonun çıkış noktasından günümüze kadar şöyle bir incelesek fena olmaz bence.

Telefon sözcüğünün kökeni
Telefon sözcüğü Eski Yunanca Telos “Uzak” ve Phone “Ses” sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuştur. Dilimize Fransızca telephone’den geçmiştir. Dilbilimci Nurullah Ataç telefon sözcüğüne Türkçe karşılık olarak Uzaklaşarak konuşur sözcüğünü türetmiştir. Bu sözcüğün Türkçeye geçirilmesi istenmiş ama halk bu sözcüğü kullanmadığı için yeniden telefon sözcüğü kullanılmıştır.

Alexander Graham Bell’den ilk “Alo”
1872′de A.B.D.’ye göç eden ve Boston Üniversitesine ses fizyolojisi profesörü olarak atanan Bell, sağırlarla ilgili projelerini bir yana atmış değildi; hatta bir sağır kadınla evlenmişti. O kadar ki, 1875′te bir telgraf maniplesi aracılığıyla bir diyapazonu onlar için titreştirmişti. Günün birinde diyapazonun yerine mıknatıslı maden parçaları kullandı ve bunlardan birinin kuru bir ses çıkararak elektro mıknatısa gidip yapıştığını gözlemledi. Ani bir esinlemeyle irkildi. Maden parçacıklarının yerine bir zar yerleştirdi ve zarı titreşimlerine göre direnci değişen bir elektrik devresine bağladı. Sonra telin öbür ucunda çalışmakta olan asistanına seslendi: “Bay Watson, gelin! size ihtiyacım var.” Watson şaşkın ve ürkek bir tavırla koşup geldi: Patronunun sesini telefondan duymuştu.
Bu olay 10 Mart 1876′da olmuştu. Bu olaydan bir yıl sonra Bell patent almıştı. Ve Bell Telephone Şirketini açmıştı.Bundan sonra telefon yayılmakta, teller şehirlerden şehirlere uzanmaktaydı. On yıl sonra kullanıcı sayısı Amerika’da 150 bin idi.Ingiltere’de bu sayı 26 bine ulaştı ve Almanya’da ise telefonlar artik 22 bin kişiyi birbirine bağlıyordu. Başlangıçta aslında bu yeni buluşun halen kuvvetli bir imaj problemi bulunuyordu. Bu yüzden Berlin’de hazırlanan ilk telefon defterinin sivri bir ismi vardı: “48 Çılgının Kitabı”.

Telefon bulundu.Artık Geliştirme zamanı!
Aslında bundan sonra yapılan bir çok çalışma telefonun daha iyi çalışması üzerine oldu.Telefonun şehirler arasında olması sağlandı.İlk başta numarayı çevirip , santrala bağlanmakla başlandı.Hatta burda ki bağlantıyı çalışan kişiler elle yapıyordu.Ama telefon kullanımının çok fazla olması nedeniyle bunada bir çözüm gerekti.Ve çözüm bir daha Amerika’dan geldi. Almond Brown Strowger 1889’da çevirmeli telefon aygıtını geliştirdi ve böylelikle otomatik bağlantıların ilk adımı atılmış oldu.Zaman geçtikçe artık bunlarda yetmez oldu.Ve sabit telefonların en iyileri yapılmaya başlandı.Aradaki bağlantılar kusursuzlaştırmaya başlandı.
Ama bazı insanlar bunlarda yetmiyordu.Ve biri kalktı dedi ki..

Cep telefonunun icadı
İlk cep telefonunu 1973′te Martin Cooper çalıştığı Motorola firmasında geliştirmiştir. Modeli Motorola Dyna-Tac’dir. Tuğla Cep Telefonu Ürettiği kablosuz cep telefonuyla ilk görüşmeyi 3 Nisan 1973 tarihinde yaparak tarihe geçen Cooper’ın ilk Motorola cep telefonu 850 gram ağırlığında 25 cm yüksekliğinde 8 cm derinliğinde ve 4 cm genişliğindeydi.
Ve Cooper o günü şöyle anlatıyor..
New York sokaklarındaydık. Telefonla ilk konuşmayı kiminle yapalım diye düşünüyorduk. Elbette bunu önce laboratuvarımızda denemiştik, ama artık gerçek dünyadaydık. O yüzden rakibimi, Bell’i aradım. ‘‘Hello Dr. Joel Engel’’ dedim. ‘‘Joe seninle gerçek taşınabilir bir hücresel telefonla konuşuyorum!’’ Kulağıma diş gıcırtısı gibi bir ses geldi. Elbette çok kibardı o başka… Bu ilk telefon konuşmasıydı. Çevremiz New York’lularla çevriliydi. New York’lular ne kadar sofistikedir bilirsiniz. Ama gene de ağızları bir karış açık kalmıştı. Çünkü duvardaki bir tele bağlı olmayan bir telefonla konuşan bir adamı ilk kez görüyorlardı. Unutmayın yıl 1973. Ne kablosuz telefon var, ne de cep telefonu.
Şu anda üretilen ve avuç içinde kaybolacak kadar küçük cep telefonlarıyla karşılaştırıldığında daha çok bir tuğlayı andıran ilk cep telefonu üretildiği dönem için bir devrim niteliği taşıyordu. Cep telefonundan önce kullanılan araç telefonlarının yaklaşık 13 kg ağırlığında olduğu düşünülürse ilk cep telefonunun getirdiği değişimi anlamak daha kolay olabilir.
Şimdi ise artık telefonla konuşma yapılabilmesi bile önemini kaybetti.Zamanla bunlar yerini ev telefonu ve cep telefonundan görüntülü arama yapılabilmesine bıraktı.Bunlarla kalmayıp cep telefonu; İnternette sörf yapmaktan, radyo dinlemeye, fotoğraf çekip, sohbet etmeye kadar birçok hizmette kullanılan cep telefonlarının maharetleri arasına gün geçmiyor ki bir yenisi daha eklenmesin.Hatta şu yazıyı yazarken bile biri cep telefonuna yeni bir özellik ekliyor bile olabilir.Düşünün artık!

Telefonun dünü,bugünü ve yarını
Telefonların dününe ve bugününe şöyle bir değindik ama ya yarını.Şimdi demeyin yarını nerden bileceğiz.Onu da şu şekilde tahmin edebiliriz bence;Yarının geleceği biz değil miyiz?
Bizim fikirlerimizde elbette vardır ama onları uygulamak için biraz daha süre var,katılıyorum.O zaman Cooper’n hayaline bir bakalım; Cooper’in hayalinde kulağın arkasına sığabilecek kadar bir cep telefonu üretilmesi yatıyor. Sesli emirle ya da kullanıcının düşüncesiyle arama yapacak telefon, bir arama geldiğinde ise çalmak yerine, kullanıcısının kulağını gıdıklayacak.
Neden olmasın? Sonuçta biz daha nerelerden nerelere gelmişiz.O zaman telefonlarımızın daha da gelişmesi dileğiyle..


    Paylaş
Yazar hakkında
Editor

Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız.


« Kısa ama uzun bir rüya; Finlandiya
”Şık olmayı “tiki” olmak sanıyorlar” »
  • Popüler Haberler

    • Sıcacık, enerjik, dobra ve tabi ki de güleç yüzlü: Saba Tümer
      O Türkiye’nin gülen yüzü; kahkahalarıyla milyonların içini ısıtan bir programcı......
    • Kısa süreli hafızaya uzun süreli çözümler
      Salondan mutfağa aceleyle gidip sonra neden mutfakta olduğunu düşündüğün...
    • “Fenerbahçeliler Kulübü” açıldı!
      Melis KARAAHMETOĞLU 2011 bahar dönemi ile birlikte Koç Üniversitesi öğrenci...
  • Fotoğraflar

  • Etiketler

    alo altın altın işçiliği atakan atakan ılgazdağ bahçeşehir barbaros şansal bilgi brezilya fönü bu moda hiç değişmez büyükada büyükada gezisi cilt cilt bakımı dans detoks detoks zamanı eğitim eğitim haberi eğitim çince Finlandiya finlandiya gezisi gezi işçilik koç kültür sanat kürkler meditasyon moda namaste röportaj saba tümer saç sağlık sağlık haberi sağlıklı saç suar suar modacı teknoloji telefon televizyon yeditepe yunanistan yunanistan gezisi çince
  • Giriş


    Parolanızı mı unuttunuz?
    Kayıp parola
    Vazgeç
  • Takvim

    Şubat 2011
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
        Mar »
     123456
    78910111213
    14151617181920
    21222324252627
    28  




 

 
© 2011 Kampüs Dergisi
Ege Basın Yayın Matbaacılık Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.
info@kampusdergisi.com