• DERGİ
  • KAMPÜS
  • PROFİLİM
  • Yazarlar
  • Künye

  • Ana Sayfa
  • Eğitim
  • Röportajlar
  • Kültür-Sanat
  • Moda
  • Sağlık
  • Gezi
  • Spor
  • Teknoloji

Ana Sayfa » Kültür-Sanat » El emeği göz nuru: Altın işçiliği

El emeği göz nuru: Altın işçiliği

Yazar: Editor    Etiket:  altın, altın işçiliği, işçilik    Tarih:  Şubat 10, 2011  |  Yorum yok



Asırlardır vazgeçilemeyen metal olan altın, takı olana kadar uzun bir yol katediyor. Altının vitrinlerdeki yerini takı olarak alması, pek çok kişinin emeğiyle gerçekleşiyor.
Kendine özgü parlak sarı rengi, kolay işlenebilmesi, doğada rahatça bulunabilme özelliği ile altın tarih boyunca en kıymetli metallerden sayılmış. Saf halinin yumuşak olması, altının rahatça biçimlendirilmesini sağlıyor. Havadan ve sudan etkilenmediği için kolay kolay paslanmıyor ve de kararmıyor. Tarihe bakıldığı zaman, altını ilk keşfeden medeniyet Mısırlılar. Yunanlılar, İranlılar, Asurlular, Sümerler ve Lidyalılar altına önem veren diğer önemli medeniyetler arasında. Ülkemizde de yaygın olarak kullanılan altın işçiliğinin çok uzun bir işlenme süreci var. Biz de zahmetli ama bir o kadar da zevkli bu serüvenin içinde kendimizden bir şeyler katalım.

Filiz Yirmi

EN DEĞERLİ EŞYALARIMIZ, ALTIN TAKILARIMIZ

Altı yüzyıl boyunca geniş coğrafyalarda hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu, altına gereken önemi vermiş. Kasalarca altın Avrupa’ya hediye edilmiş. Ve bizim altınımız, Avrupa topraklarına taşınmış. Osmanlı tarihinden günümüze kadar önemini yitirmeyen kuyumculuk sanatı da bu sayede doğmuş. Değerli maden ve taşlardan takı yapan bu zanaatkârların yaptıkları, önemli parçalar, günümüze kadar çeşitli saraylar da koruma altına alınmış. Sultan ve paşaların taktıkları takılardan giydikleri kıyafetlere kadar altın, her yerde kendini göstermiş.
Parmağımıza taktığımız küçük bir yüzük parçası bile bir sürü aşamalardan geçmekte. Birçok altın ustası bir araya gelerek vazgeçilmezlerimiz arasında yer alan altını işliyorlar. Altın, saf olarak bulunduktan sonra, ilk iş olarak eritiliyor. Kimi zaman ocaklarda, büyük kazanlarda, saatlerce karıştırılarak eritilen bu değerli metal, şimdilerde yeni teknolojinin gelmesi ile birlikte küçük ölçülerde de eritilebiliyor. Kuyumcular, en ufak bir toz altını bile belki haftalarca biriktirir. Ocakçılar, altını pota denen ve ısıya çok dayanıklı olan bir kabın içine atarak 1000 derecede eritir. Eritilen altın, sıvı haline gelir. Bilinen renginden daha güzel, daha parlak bir renk alır. Sıvı altın ardından kaplara dökülür ve böylece ilk aşama bitmiş olur.

KUYUMCULUK, ÇOCUKKEN ÖĞRENİLİR
Sıvı haldeki altın, kalıpta kendini bulduktan sonra bir süre dövülür. Dövme işleminin süresi altının boyutuna ve ağırlığına göre değişir. Aralıklarla dövülen altın, ters ve düz çevrilerek dövülmeye devam edilir. Dövülmenin ardından bölme denilen işlem gerçekleşir. Bu aşamada altın, istenilen parçaya göre şekillenmeye başlar. Yüzük ve kolye ucu gibi küçük parçalar önceden çizilmiş modele göre uyarlanır. Önce mum eşliğinde çalışılan parçalar altının kesilmesi ile oluşur. Belli bir süre sonra mum sertleşmeye başlar ve altın üzerinde çalışılmaya başlanır.
Eğer usta incelttiği altını kolyeye çevirecek ise farklı bir makinenin başına geçerek işine devam eder. Bu makinenin iki ucundan altını yerleştirir ve deyim yerinde ise ip haline getirmeye başlar. Altın ipin uzunluğu kullanımına göre değişir. Sade altın bir zincir kolye bazen 10 metreye kadar inceltilir. Daha da inceltmeye çalışılan zincirin başına iki kişi geçer ve zincirin bir ucu makineye sarılarak işlem devam eder. Gereken ölçü ve uzunluğa erişen altın ipin inceltilmesi bitmiş olur.

ALTINI İŞLEMEK USTALIK İSTER
İncelmiş altın artık tamamen işlenme aşamalarına hazır hale gelmiştir. Tıraşlama veya eyeleme denilen bölümde, zanaatkâr kestiği parçadan fazla olan bölümleri keser. Törpü yardımı ile altını istediği ebatlara getirir. Önceden çıkarılmış modele uygun olarak çalışılmaya devam edilir. Altını işlemek kullanıcıların en dikkat ettiği noktadır. Çünkü bu aşamada çalışılan malzeme üzerinde gerekli desenler veya parçalar eklenir. Saatlerce işlenilen altın, ustalık istediği için, yanlış oyulan bir yer, şekilde bozulmalara yol açabilir. Mıhlayıcı, taşı yuvadan ayrılamayacak şekilde sıkıca sabitler ve taşın rengini, parlaklığını ve ışığını azami seviyeye çıkarır.
Tıpkı kıyafetlerimiz gibi altın da yıkanır üstelik altının da yıkama makineleri vardır. İşlenen altın bu makinelerin içinde zarar görmeden yıkanır. Neredeyse oluşmuş bir altının artık çok az bir işlemi kalmıştır. Yıkanan altın daha sonra kurutulmak üzere bekletilir. Yaldızcı veya cilacı ise son işlem olan altını parlatmaya alır. Rengi ve biçimi oluşmuş altın kendi has rengine kavuşur.
Mesleğin en usta ve gözde sanatçısı sadekarlardır. Altına en son şeklini verirler. Bir nevi hattat gibidirler. Bu kişiler genellikle usta ve çırak ilişkisinden yetişmişlerdir.

EN KOLAY AŞAMA ALTINI VİTRİNE YERLEŞTİRMEK
Uzun ve zahmetli aşamalardan geçen altın son olarak kuyumcuların vitrininde alıcılarını bekler. Eskiden bir hafta süren bir iş, şimdilerde iki günde yapılabiliyor. Küpeler, yüzükler, kolyeler, bileklikler ve daha bir sürü çeşit altının, en şık hali, kişinin üzerinde taşımasıdır. Altın, değerini bir kişinin onu taşıması ile gösterir.


    Paylaş
Yazar hakkında
Editor

Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız.


« Yakın, benzer hatta bizim gibi: Yunanistan
Kediler mi köpekler mi? »
  • Popüler Haberler

    • Sıcacık, enerjik, dobra ve tabi ki de güleç yüzlü: Saba Tümer
      O Türkiye’nin gülen yüzü; kahkahalarıyla milyonların içini ısıtan bir programcı......
    • Kısa süreli hafızaya uzun süreli çözümler
      Salondan mutfağa aceleyle gidip sonra neden mutfakta olduğunu düşündüğün...
    • “Fenerbahçeliler Kulübü” açıldı!
      Melis KARAAHMETOĞLU 2011 bahar dönemi ile birlikte Koç Üniversitesi öğrenci...
  • Fotoğraflar

  • Etiketler

    alo altın altın işçiliği atakan atakan ılgazdağ bahçeşehir barbaros şansal bilgi brezilya fönü bu moda hiç değişmez büyükada büyükada gezisi cilt cilt bakımı dans detoks detoks zamanı eğitim eğitim haberi eğitim çince Finlandiya finlandiya gezisi gezi işçilik koç kültür sanat kürkler meditasyon moda namaste röportaj saba tümer saç sağlık sağlık haberi sağlıklı saç suar suar modacı teknoloji telefon televizyon yeditepe yunanistan yunanistan gezisi çince
  • Giriş


    Parolanızı mı unuttunuz?
    Kayıp parola
    Vazgeç
  • Takvim

    Şubat 2011
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
        Mar »
     123456
    78910111213
    14151617181920
    21222324252627
    28  




 

 
© 2011 Kampüs Dergisi
Ege Basın Yayın Matbaacılık Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.
info@kampusdergisi.com