• DERGİ
  • KAMPÜS
  • PROFİLİM
  • Yazarlar
  • Künye

  • Ana Sayfa
  • Eğitim
  • Röportajlar
  • Kültür-Sanat
  • Moda
  • Sağlık
  • Gezi
  • Spor
  • Teknoloji

Ana Sayfa » Röportajlar » “Kalp kalbe karşı” dedi, ardından “son öpücük” ile kalbimizi kazandı… : Aslı Güngör

“Kalp kalbe karşı” dedi, ardından “son öpücük” ile kalbimizi kazandı… : Aslı Güngör

Yazar: Editor    Etiket:  aslı, aslı güngör, röportaj    Tarih:  Şubat 10, 2011  |  Yorum yok



Hepimizin bir ideali var. Önceden hedeflerimizi koyup, belli bir çizgide hayatımızı sürdürmek isteriz. Ve karşımıza öyle örnekler çıkar ki, ayakta alkışlamak isteriz; Aslı Güngör de o örneklerden. Üniversite hayatı boyunca, “Çalışmayı seviyorum, uykusuz kalmak adına güzel işler yapacağım” dedi ve bunu gerçekleştirdi. Küçük demolar ile başlayan kariyeri, “Kalp Kalbe Karşı Derler” adlı şarkısıyla değişti. Çalışmayı hiç bırakmadı. Bir maxi albüm çıkardı. Şimdi ise, yeni albümü ile kendini, her yönüyle sevenlerine göstermek istiyor. İşte, içtenliğine, samimiyetine ve doğallığına hayran kaldığım, Aslı Güngör.

Filiz Yirmi

İzmirlisiniz… Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bilimleri mezunusunuz… Nasıl geçti üniversite hayatınız?
Üniversiteyi, çok dolu dolu yaşadım. Gerçekten, hareketli ve enerjik geçti. TRT Gençlik Korosu’na devam ediyordum, üniversitede. Onun yanı sıra sahne ve stüdyo çalışmasına da başladım. Hafta içi ve hafta sonu hep çalışıyordum. Gerçekten, boş bir zamanımı hiç hatırlamıyorum. Çok az uyuyarak geçti ama onun verdiği mutluluğu da tarif edemem. Eşi benzeri olmayan bir şey… Çalışmayı çok seviyorum. İşimi, çok seviyorum. Bu anlamda da, herkesin sevdiği bir işle uğraşması gerektiğini düşünüyorum. İstediğim eğitimi aldım ve bu açıdan da çok şanslıyım. Sadece eğitim almak da yeterli değil. İnsanın kendisini geliştirmesi gerekiyor, her anlamda. Bunu için de ne yapması gerekiyorsa yapsın.

Okurken bir yandan da stüdyolara giriyordunuz. Bildiğimiz kadarıyla stüdyo şartları ağırdır. Nasıl dengelediniz, hem okulu hem de stüdyoyu?
O zamanki stüdyo çalışmalarım, şu anki kadar yoğun değildi. Bir süre içerisinde albüm bitirmek zorunda değildim. Başta, küçük küçük demolar ile başladım. Ufak tefek kayıtlar oluyordu. Boş zamanlarda yaptığımız çalışmalardı. Ama sahne hayatı, gerçekten yorucuydu. Haftanın en az birkaç günü sahnem vardı. Okulla beraber yürütmek, uykusuzluk adına zorladı. Ancak işime ve okuluma daha sıkı sarıldım.

O zaman, Aslı Güngör iyi bir öğrenciydi diyebiliriz…
Evet, iyi bir öğrenciydim. Uykusuz kaldığım, derse giremediğim zamanlar oldu. O dersleri de daha sonra verdim. Yine de çok güzel geçti.
“HER YENİ ALBÜMDE, HER YENİ ŞARKIMDA VEYA YENİ BİR KLİBİM DÖNMEYE BAŞLADIĞINDA, ÇOK HEYECANLANIYORUM”

Biraz geriye dönelim. Dönüm noktası 2007. Neler oldu 2007’de? Sizden dinleyelim…
2007’nin başında ben “Kalp Kalbe Karşı Derler”i elime almıştım. Birçok radyoda da çalıyordu artık. Başta, yerel radyolarla başladık işe. Sonrasında, o Türkiye geneline yayıldı. Çünkü radyocular, birbirini tanıdığı için, hepsi birden çalmaya başladı. Ulusal radyolarda da çalmaya başladı, şarkı. Yurt dışındaki radyolar bile çalmaya başladı. Zaten, internette de çalıyordu ve buna bir slayt yapıp, youtube’a koyduk… Eee, oradan da çok güzel tepkiler aldık. Bunlarla birlikte, benim İzmir’de, yaptığım sekiz şarkılık bir demo vardı. Onunla ilgili yapımcılarla sürekli konuşuyordum. İstanbul’a gidip geliyordum. Nihayetinde “Kalp Kalbe Karşı Derler” i düet olarak söyledik. Ve tüm Türkiye ile tanışmış olduk.

Peki, sizin için şarkınızı, ilk kez radyoda dinlemek nasıl bir duyguydu? O günü hatırlıyor musunuz?
Evet, tabi hatırlıyorum. Arabadaydık. Önceden aradılar, yayınlayacağız dediler. Tamam dedik. Bekliyoruz… Bambaşka bir şey… Onu, o anda binlerce insanın daha dinlediğini biliyorsunuz. Kendi sesinizi duymak, çok farklı ve güzel bir duygu… Asıl heyecan geri dönüşte yaşandı. İlk yayınlandıktan sonra binlerce telefon gelmiş. Kimin bu ses, demişler. Adı nedir, albümü var mı diye sormuşlar. O günü, unutamıyorum asla. Şu anda da, o heyecanla devam ediyorum. Her yeni albümde, her yeni şarkımda veya yeni bir klibim dönmeye başladığında, gerçekten çok heyecanlanıyorum.

Altın Kelebek Ödülü’nü “en iyi çıkış yapan solist” olarak aldınız. Bu size neler getirdi?
Manevi getirisi daha fazla oldu. Yurtdışındaki gibi, maddi getirileri olmuyor. Yurtdışında, önemli bir ödül aldığınız zaman, bu gerçekten size maddi olarak kazanç sağlıyor. Yaptığınız işten, kat kat para almaya başlıyorsunuz ve orada başka kurallar geçerli. Türkiye’de ise seviniyorsunuz, herkes sizi tanıyor, daha çok takdir alıyorsunuz… Ben de işin manevi kısmındayım.

Altın Kelebek’in ardından diğer ödülleriniz de geldi öyle değil mi?
Evet digital birinciliği ödülüm var. “Kalp Kalbe Karşı Derler” ile o da MÜYAP 2008’de. Radyo Yayıncıları Derneği ödülüm var, yılın şarkı yıldızı olarak. Bu ödüllerin, bir jüri tarafından verilmemesi güzel. İnsanların o şarkıyı indirmeleri veya o şarkıya oy vermeleri esas alınıyor. O anlamda da çok mutluyum. Çünkü gerçekten insanın nabzını yoklayan ödüller.

Digital platformda, müzik indirmenin, albümlerin satış oranlarına nasıl bir etkisi oluyor?
Aslında, burada zıt bir korelasyon yok ki; korelasyon yok. Çünkü digital platformların kullanıcıları farklı. Müziği, mobil olarak dinleyen insanlar yani özellikle lise ve üniversite öğrenci arkadaşlarımız bunu tercih ediyorlar. CD alan kitle ise ya arşiv yapmak için satın alıyor, ya da arabada dinlemek için satın alıyor. Bu yüzden, artık ciddi bir CD satışı talebimiz yok. Her şey ciddi bir değişim sürecinde, müziğin taşınabilir olması da daha önemli. Önemli olan, bunu lehimize çevirmektir. Çünkü korsanla savaşmayı, yeni yeni öğreniyor insanlar. Bu yasal platformların yaygınlaşması da, daha çok işimize yarayacak.

“YENİ ALBÜM İLE ÇOK FARKLI YÖNLERİMİ DE GÖSTERECEĞİM”

2010’da maxi single “Aşk Alev Alev Aldı” oldukça iyi ses getirdi. Albüm değil de maxi single olması, dinleyicileriniz tarafından eleştirilmenize yol açtı mı?
Eleştiri değil de, beklenti vardı. Beni dinleyen insanlar, daha çok şarkı dinlemek istiyorlar. Aradan da, bir sene geçmişti. Hatta daha fazla bile. Bu süre içerisinde insanlar, daha fazla şarkı duymak istiyorlardı, çok haklılardır. Ama ben de bir şirket değişikliği yapmıştım. Kısa sürede bir şeyler sunmak adına böyle bir şeyler yaptık. Üç şarkıyı kısa bir sürede tamamlayıp dinleyicilere sunduk. Şimdi ise yepyeni şarkılardan oluşan bir albüm ile geliyorum!

Yeni albüm deyince gözleriniz parladı… Nasıl geçti hazırlıklar?
Hala, stüdyo kayıtlarımız devam ediyor. Şu anda da, aranjör arkadaşlarımız çalışıyorlar. Çok hevesli ve çok heyecanlıyım, bu albüm için. Çünkü artık çok farklı yönlerimi de göstereceğim. Bu zamana kadar, duygusal şarkılara klip çekiyorduk. Beni de bu şarkılarla biliyorlar. Hâlbuki benim albümlerimde, daha çok farklı renkler de var. Şimdiye kadar da vardı ama bu albüm, gerçekten de farklı. Bakalım, sürprizi nasıl bulacaklar.

“BENİMLE HİÇ ÖRTÜŞMEYEN, ARABESK TARZDA BİLE MÜZİKLERİM VAR”
Slov şarkıları herkes söyleyemez. Bence de herke söyleyemez. Kendinize özel olarak yakıştırdığınız bir tarz var mı?
Herkes, her şeyi söyleyecek diye bir şey yok. Herkesin sesine, her şey yakışmaz. Duygusal şarkıları yorumlamak için, ses renginizin çok iyi olması gerekiyor. Bir de vokalde usta olmanız gerekiyor ki; iyi bir yorumcu olasınız. İnsanların kalbine dokunsun, o şarkıyı sevsinler. Ben çok şükür şanslıyım, Allah vergisi bir sesim var ama çalışmanın önemini de hep vurguluyorum. Bu sesi de kullanmak önemli. Hepimizin doğuştan farklı yeteneklerimiz var. Herkes iyi şarkı söylemek zorunda değil ama kendi yeteneği ne ise onu geliştirmek zorunda bence… Bu anlamda da ben çok çalıştım ve meyvelerini topluyorum artık. Tarz olarak da, duygusal şarkılara çok yakınım, duygusal bir yapıya sahip olarak. Ama çok farklı renkler de var bende. Elektronik müzikte, disco veya club tarzındaki müzikleri de, R&B veya hiphopı da çok seviyorum. Bunların dışında benimle hiç örtüşmeyen arabesk tarzda bile müziklerim var. Hatta önümüzdeki dönemlerde başka sanatçılarda duyacağınız şarkılarım da var…

Kendi şarkınızı, başka bir sanatçıya vermek, nasıl bir duygu?
Onun tadı bambaşka… Hani ben “Kalp Kalbe Karşı Derler”i de birçok sanatçıdan dinledim. Gerek konserlerde, gerekse programlarda. Birçok iyi sanatçı veya yorumcudan ve bu bana çok büyük bir haz veriyor. Farklı ruh ve yorumlar ile dinlemek. Sonuçta o benim şarkım ve başka insanların benimsemesi, bütün ruhu ile söylemesi ile içim çok rahat. İşini iyi yapan insanlarla çalışıyorum.

“DOĞRU YER, DOĞRU ZAMAN VE DOĞRU İNSANLAR…”
Kardeşinizle beraber çalışıyorsunuz. Aynı soy isimleri beraber görmek çok güzel…
Evet, beraber çalışmak çok güzel. Avantajlarını yaşıyorsunuz. Burcu’nun çok yönlü bir insan olmasının da etkisi var. Hem şarkı yapabiliyor, hem de ekonomi eğitimi aldığı için işinde çok iyi. Ben sanatçı olduğum için, işin her yönü ile ilgilenmiyorum. Sevdiğim ve güvendiğim birisinin, benimle olması çok güzel bir duygu.

Kariyerinizde iyi adımlar ve kalıcı izler bırakıyorsunuz. Enbe Orkestrası, Ferhat Göçer gibi isimlerle çalışmanız nasıl gerçekleşti? Çalışma fikri ilk kez nasıl doğdu?

Kariyerim hızlı ilerlemedi aslında. Bakarsak 2007’nin sonunda “Kalp Kalbe Karşı Derler” çıktı. Onun öncesinde de çok büyük bir çalışma var. Yıllarca çalıştıktan sonra ne yapacağımı planlamıştım zaten. O yüzden doğru yerde, doğru zamanda, doğru insanlarla çalışmayı bekledim. Her şeyimle hazır olmayı istedim. Kendimi bildim bileli yazıyorum ve sayısını bilmediğim kadar şarkım var. Tabii ki belli tesadüfler oldu. “Kalp Kalbe Karşı Derler”i düet olarak okumak vardı aklımda ama Ferhat Göçer ile okumak yoktu. Teklif gelince de, çok güzel bir çalışma oldu.

“İSTANBUL, BÜYÜK BİR İŞ MERKEZİ GİBİ GELİYORDU BANA”

İzmir dilinizden düşmüyor… Şarkınızda bile İzmir var… Şu an ise İstanbul’da yaşıyorsunuz. Nasıl geçiyor hayatınız, zorlanıyor musunuz?
Tabii üç yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Bütün sevdiklerinizi, dostlarınızı, akrabalarınızı bırakıyorsunuz ve bambaşka bir şehre geliyorsunuz. Evet, İstanbul’a sık sık gidip geliyordum ama alışık olduğum bir şehir yaşantısı değildi. Burası kocaman bir iş yeri gibi geliyordu. Ama zamanla alışıyorsunuz, yeni arkadaşlıklar ediniyorsunuz. Şimdi de hayatımdan çok memnunum. Ailem yalnız bırakmıyor. Arkadaşlarım gelip gidiyorlar. Kardeşim zaten yanımda. İş anlamında da gerçekten çok iyi insanlarla çalışıyorum. Başından beri burada olacağımı biliyordum ve bütün hayatımı, buna göre programlamıştım. İzmir’den eninde sonunda gelecektim. Ama İzmir’i çok özlüyorum.

Siz İzmir’i özlüyorsunuz ama biz de sizi özlüyoruz. Nerelerdesiniz, neler yapıyorsunuz, sizi daha çok görmek istiyoruz.
Aslında, magazinde görmediğiniz için öyle düşünüyorsunuz. TV programlarına katılıyorum. Bunu facebook’taki sayfamızda da yayınlıyoruz. Twitter hesabımızdan da, nerelerde olduğumuzu duyuruyoruz. Ama tabii ki bundan sonra daha yoğun bir dönem bizi bekliyor. Albüm ile birlikte, ciddi bir promosyon dönemi başlayacak. Tanıtım dönemi de olacak. Böylece daha çok ekranda olacağım.

Peki ya tanındıktan sonra, yaşamınıza daha çok dikkat ediyor musunuz?

Aynen hayatım devam ediyor. Hiçbir şey fark etmedi. Evet, bazı şeylere dikkat etmek zorundasınız. İnsanlara, iyi örnek olmam gerektiğini de düşünüyorum. ”Ben kendi hayatımı yaşarım kimseye bakmam” diyen sanatçılar da var. Ama bu tercih meselesidir. Benim bir misyonum var sonuçta. Ben, bu işi yaparken sonuçta kendimi tatmin etmek için yapmıyorum. İnsanlara, iletmek istediğim mesajlar var. Yardım etmek istediğim insanlar var. Hayvanlar var… Ülkem için, dünya için bir şeyler yapmak istiyorum. Ve en iyi şekilde örnek olmam gerektiğini düşünüyorum. Genç arkadaşlarımıza, elimden geldiği kadar yardımcı olmak istiyorum. Özellikle müzik ile uğraşanlara. Ama bazen laflarınız yanlış anlaşılabiliyor o yüzden dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa, Aslı yine aynı Aslı…

“HAYAL GÜCÜ YÜKSEK OLAN BİR İNSANIM VE KENDİME HİÇ BİR ZAMAN SINIR KOYMADIM”

Aslı yine Aslı, dediniz… Aslı, ilerde daha neler yapacak?
Ben, biraz hayal gücü yüksek bir insanım. Hiçbir zaman, kendime bir sınır koymadım. Yapmak istediğim o kadar şey var ki… Sadece müzik adına da değil. İlgimi çeken herhangi bir şey olabilir. Ya da hayatıma sonradan giren herhangi bir şey olabilir. Ama bunların zamanla olacağını gayet iyi bildiğim için şu an şunları veya bunları söylemeyi doğru bulmuyorum. Zamanla gücüm nereye kadar yetiyorsa yapacağım.

Albüm ile birlikte sizi ekranda daha çok göreceğiz. Peki, programlara katılırken seçici misiniz?

Kendimi ifade edebildiğim programları tercih ediyorum. Benim için bir programın, anlamı olması gerekiyor. Önemli olan, insanlarla ortak bir şeyler paylaşabilmektir. Kendimi doğru tanıtabilmek ve şarkılarımı söylemek için insanlarla buluşuyoruz.
Dinleyici kitlenizin büyük bir bölümü üniversite öğrencilerinden oluşuyor. Üniversite festivalleri, size sıcak geliyor mu?
Teklifler alıyoruz. Albümden sonra da konser programları olacak. Ulaşabildiğim her yere ulaşmaya çalışıyorum. Türkiye’den veya dünyadan konsere bekleyen hayranlarım var. Sadece tanışmak için bile, bir sürü dönüşler var. Kendi adıma,
amaç ne olursa olsun, insanlarla bir araya gelmenin güzel olduğunu düşünüyorum.

ÖĞRENMENİN DE, YAPABİLECEKLERİN DE SINIRI YOK”

Eğitimli olmanızın, çok avantajları var öyle değil mi?
Mutlaka… Eğitimli olmanın avantajları var. Özellikle müzikte çok fazla oluyor. Diğer alanları bilmiyorum. Tabii ki o alanlarda da etkisi vardır. Ne yaptığımı biliyorum ve bu çok önemli. Kendi şarkılarımı yazıp, söylüyorum.

Söz yazmak nasıl bir şey? Durup dururken şarkı sözü mü yazıyorsunuz? O nasıl bir kurgu?
O kurgu değil aslında. Kendimi bildim bileli yazıyorum ve yazmayı da çok seviyorum. Çocukluğumdan beri şiir yazardım, günlük tutardım. Hala tutuyorum. Yazmayı seven insanlara nasihatim sürekli yazmaları. Ne kadar çok yazarsanız, o kadar yaratıcılığınız artar.

“ÖZELLİKLE BİR DİZİ İÇİN, SIFIRDAN BİR ŞARKI YAPMAK İSTERİM”

En özel şarkım dediğiniz bir şarkınız var mı?
Benim için hepsi çok özel. O yüzden, ne zaman ne çıkacağı belli olmuyor. Belki eve gidince öyle bir şarkı yazacağım, havalara uçacağım. Belki on yıl sonra yazacağım. Ya da her gün bir şarkı yazabilirim ve hepsi de çok özel olabilir. Gerçekten bu sonsuza açılan bir kapı ve sürprizlerle dolu.

Sizin dizi müziği tecrübeniz de var değil mi?

Dizi müziği yapmadım. Dizi müzisyeni de değilim. Ama benim şarkılarım dizilerde çok fazla kullanıldı. Bazen böyle yeni şarkı isteyen de oluyor. Özellikle bir dizi için, sıfırdan bir şarkı yapmak isterim.

Peki ya dizilerde oynamak ister misiniz?

Oyunculuk alanında hiçbir deneyimim ve eğitimim yok. Hayatımda da değişik bir renk olabilirdi. Çok katı bakmamak gerekir. İlginç bir teklif alırsam amatör olarak, hani renk olsun diye bir şeyler yapabilirim. Ama oyunculuk olarak bir iddiam yok. Sonuçta ben müzisyenim ve bu yolda ilerliyorum.

Siz tüm bilgilerinizi paylaşmaya açık bir insansınız. Hayranlarınıza, sizi örnek alan kimselere, son olarak ne söylemek istersiniz?
Söyleyecek o kadar çok şey var ki… Her zaman vurguladığım nokta: Biliyorum bazen ümitlerini kırabilecek insanlar çıkabiliyor karşılarına. Benim de başıma geldi. Her gün, karşımıza bir sürü engel, çıkabiliyor. Önemli olan, insanın kendisine inanması ve güvenmesidir. Hiçbir şeye veya kimseye değil. Yetenek ve bilgi birikiminize güvenirseniz, yapamayacağınız hiçbir şey yok. İnsanın kendisine yatırım yapması, kendini geliştirmesi gerekir. Hiçbir zaman geç değildir. Öğrenmenin de, yapabileceklerin de sınırı yok, diye düşünüyorum. O yüzden de herkesin yolu açık olsun. Herkesin dilekleri, umutları gerçek olsun.


    Paylaş
Yazar hakkında
Editor

Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız.


« Tofaş CEO’su Ali Pandır
Saçlarda devrim: Brezilya Fönü »
  • Popüler Haberler

    • Sıcacık, enerjik, dobra ve tabi ki de güleç yüzlü: Saba Tümer
      O Türkiye’nin gülen yüzü; kahkahalarıyla milyonların içini ısıtan bir programcı......
    • Kısa süreli hafızaya uzun süreli çözümler
      Salondan mutfağa aceleyle gidip sonra neden mutfakta olduğunu düşündüğün...
    • “Fenerbahçeliler Kulübü” açıldı!
      Melis KARAAHMETOĞLU 2011 bahar dönemi ile birlikte Koç Üniversitesi öğrenci...
  • Fotoğraflar

  • Etiketler

    alo altın altın işçiliği atakan atakan ılgazdağ bahçeşehir barbaros şansal bilgi brezilya fönü bu moda hiç değişmez büyükada büyükada gezisi cilt cilt bakımı dans detoks detoks zamanı eğitim eğitim haberi eğitim çince Finlandiya finlandiya gezisi gezi işçilik koç kültür sanat kürkler meditasyon moda namaste röportaj saba tümer saç sağlık sağlık haberi sağlıklı saç suar suar modacı teknoloji telefon televizyon yeditepe yunanistan yunanistan gezisi çince
  • Giriş


    Parolanızı mı unuttunuz?
    Kayıp parola
    Vazgeç
  • Takvim

    Şubat 2011
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
        Mar »
     123456
    78910111213
    14151617181920
    21222324252627
    28  




 

 
© 2011 Kampüs Dergisi
Ege Basın Yayın Matbaacılık Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.
info@kampusdergisi.com